Tellerden Kalbe!
1835
wp-singular,post-template-default,single,single-post,postid-1835,single-format-standard,wp-theme-bridge,bridge-core-1.0.5,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,transparent_content,qode-theme-ver-18.1,qode-theme-bridge,disabled_footer_bottom,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-6.0.2,vc_responsive

Tellerden Kalbe!

Çerkes kökenli bir ailenin ferdi olarak Sivas’tan İstanbul’a uzanan yaşam yolculuğunu sanatla bütünleştiren Naci Özbek, müziği bir ifade biçiminden öte “insanın kendini bulduğu evrensel bir dil” olarak tanımlıyor.

Naci Özbek Kimdir? Biraz bize kendinizden bahseder misiniz?

1864 Çerkes Sürgünü (soykırımı) ile Osmanlı topraklarına gelen ve bu kıymetli toprakları vatan bilmiş bir ailenin mensubuyum. Çocukluğum Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı, Bozkurt Köyü’nde geçti. 14 yaşımdan itibaren İstanbul’da yaşamaya başladım. Askerlik dönemime kadar süren mesleki arayışım esnasında, apayrı görünen fakat birbiri ile bağlantılı olduğunu sonradan fark edeceğim birçok alanda tecrübem oldu. Mobilya aksesuarı üreten bir atölyede çalıştım örneğin. Ve yine bambaşka bir alan tecrübesi olarak, LLC Kültür ve Dil Merkez’i bünyesinde, dönemin ekol isimlerinden mankenlik eğitimi aldım. Tasarımın taşıyanı, askısı olmayı tecrübe ediyordum, ileride taşıyandan ziyade tasarlayan olacağından bihaber…

Müzik sizin için kişisel olarak ne ifade ediyor?

Müzik, insanlar için duyguları ifade etme, hikayeler anlatma, kültürel kimlikleri yansıtma ve hatta iyileştirme gücüne sahip. Farklı kültürlerde, farklı türlerde ve farklı zamanlarda, müzik hep insan deneyiminin önemli bir parçası olmuştur. Örneğin, bir şarkı bir kişinin anılarını canlandırabilirken, bir diğeri toplumsal bir protestoyu sembolize edebilir. Yani, benim için müzik, insanlığın evrensel bir dili ve kendini ifade etme aracıdır.

Türk Sanat Müziği’nde sizi en çok etkileyen yönler hangileri?

Türk Sanat Müziği, makam, usul ve zengin enstrüman çeşitliliğiyle öne çıkar. Duygusal derinliği, inceliği ve doğaçlama geleneği bu müziğin en etkileyici yönü. Şarkı sözleri genellikle aşk, hüzün, doğa ve manevi konuları işlerken, makamlar da bu duyguları yansıtıyor.
Türk Sanat Müziği’nin beni en çok etkileyen yönleri, karmaşık ama uyumlu makam sisteminin duygusal gücü,  usullerin ritmik zenginliği ve yüzyıllar boyunca biriktirdiği kültürel ve duygusal derinliğidir.

Müziği bir “terapi” ya da “içsel yolculuk” olarak görmek mümkün mü?

Müziği bir terapi ve içsel yolculuk aracı olarak görmek mümkündür. Profesyonel müzik terapisinde stresi azaltma, duygusal durumları yönetme ve fiziksel rahatsızlıkları hafifletme gibi konularda güçlü bir etkiye sahiptir. Müzik dinlemek veya bir enstrüman çalmak, kişinin kendi duygularını, anılarını ve düşüncelerini keşfetmesi için bir yol sunar.

Sizce müzik, insanın ruhunu dönüştürme gücüne sahip mi?

Müzik, insan ruhunu dönüştürme gücü olduğuna inanılır. Bu sadece kişisel bir görüş değil, aynı zamanda psikolojik ve nörolojik araştırmalarla da desteklenen bir olgudur.
Müzik sadece bir ses dizisi değil, aynı zamanda düşüncelerimizi, duygularımızı ve davranışlarımızı derinden etkileyebilen güçlü bir etkendir. İnsanlık tarihi boyunca her kültürde var olmasının en önemli nedenlerinden biri de budur.

Müzik festivalleri sanatçı için ne ifade ediyor?

Müzik festivalleri sanatçılar için geniş kitlelere ulaşma, yeni hayranlar kazanma ve tanınırlıklarını artırma fırsatı sunar. Ayrıca sektördeki diğer profesyonellerle (menajerler, prodüktörler) ağ kurmak ve iş birliği yapmak için önemli bir ortamdır. Bu festivaller, sanatçıların canlı performans becerilerini geliştirmelerine ve kariyerlerinde dönüm noktası olabilecek prestijli sahnelerde yer almalarına olanak tanır. Sanatçılara sanatsal olarak yeni fikirler deneme ve keşfetme özgürlüğü verir.

Festivallerde farklı kültürlerden sanatçıların bir araya gelmesi sizce nasıl bir zenginlik katıyor?

Farklı kültürlerden sanatçılar festivallerde bir araya gelerek, sanatsal ifadenin çeşitlenmesini, kültürel anlayışın artmasını ve yeni sanatsal formların doğmasını sağlar. Farklı bakış açılarının buluşması, önyargıları azaltır ve müziğin evrensel birleştirici gücünü sergiler. İzleyiciler ve sanatçılar eşsiz bir deneyim yaşarlar.

Bir festival sahnesinde olmak ile klasik bir salon konserinde olmak arasındaki farkları nasıl tanımlarsınız?

Bir festival sahnesi, açık hava ve büyük kalabalıklarla daha enerjik, dinamik ve etkileşimli bir deneyim sunar. Akustik olarak dış etkenlere açıktır ve seyirci daha rahattır. Klasik bir salon konseri ise kontrollü ve sessiz bir atmosferde gerçekleşir. Dinleyici daha odaklanmıştır ve salonun akustiği en iyi ses kalitesi için özel olarak tasarlanmıştır.

Dinleyiciyle festival ortamında kurulan bağ, müziğin anlamını nasıl etkiliyor?

Festival ortamında kurulan bağ, müziğin anlamını, dinleyicinin pasif bir alıcı olmaktan çıkıp, kolektif bir deneyimin aktif bir katılımcısı haline gelmesiyle etkiler. Canlı performanslar, dinleyiciler arasında bir topluluk hissi yaratır ve müziğin sadece duyulmak yerine hissedilmesini, yaşanmasını sağlar. Bu durum, şarkıların yeni ve paylaşılan anlamlar kazanmasına yol açar.

Konya Mistik Müzik Festivali, dünyadan pek çok sanatçıyı bir araya getiriyor. Siz bu festivalin atmosferini nasıl tanımlarsınız?

Konya Müzik Festivali, özellikle ‘Uluslararası Konya Mistik Müzik Festivali’ adıyla, müziğin mistik ve manevi yönüne odaklanan, dünya çapında sanatçıları bir araya getiren özel bir atmosfere sahip. Bu festival, sadece bir konser etkinliği olmanın ötesinde, müziğin ruhani derinliğini ve farklı kültürlerin ortak paydasını ortaya koymayı amaçlıyor. Genellikle Mevlana’nın felsefesinden ilham alan festival, dinleyicilere hem sanatsal hem de manevi bir yolculuk sunuyor. Bu nedenle atmosferi, sakinlik, içe dönüklük ve farklı inançlardan gelen müzisyenlerin bir araya gelmesiyle oluşan evrensel bir uyum olarak tanımlanabilir.

Sizce bu festival, müziğin evrensel dilini en çok hangi yönleriyle ortaya koyuyor?

Festival, müziğin mistik ve manevi yönüne odaklanarak evrensel dilini ortaya koyuyor. Farklı kültür ve inançlardan sanatçılar, sözlerin ötesinde bir ortak dil oluşturarak dinleyiciyi de bu duygusal ve ruhani yolculuğa dahil ediyor.

 

Konya’nın kültürel ve manevi iklimi festivalin ruhuna nasıl yansıyor?

Konya’nın kültürel ve manevi iklimi, Mevlana Celaleddin Rumi ve onun felsefesinin derin izlerini taşıdığı için, bir festivalin ruhuna benzersiz bir şekilde yansır. Şehrin bu kendine has atmosferi, festivali sıradan bir etkinlikten daha derin ve anlamlı bir deneyime dönüştürür.
Konya’nın manevi iklimi, festivalin ruhunu hoşgörü, sevgi ve birlik temelleri üzerine inşa eder. Mevlana’nın “Gel, ne olursan ol yine gel” felsefesi, festivalin her kesimden insana kapılarını açmasını sağlar. Bu sayede festival, farklı inançlara, kültürlere ve görüşlere sahip insanları bir araya getiren, kapsayıcı bir platforma dönüşür. Etkinliklerde sadece eğlence değil, aynı zamanda ruhani bir dinginlik ve iç huzur arayışı da hissedilir.

Konya’nın mistik atmosferi, festivalin sanatsal içeriğini doğrudan etkiler. Festival programına sadece güncel müzik değil, aynı zamanda Ney dinletileri, tasavvuf müziği konserleri ve sema gösterileri gibi geleneksel sanat formları da dahil edilir. Bu, festivalin ruhunu besleyen, kültürel ve manevi mirası yaşatan bir zenginlik oluşturur.
Kısacası, Konya’nın kültürel ve manevi iklimi, bir festivali sadece bir müzik etkinliği olmaktan çıkarıp, aynı zamanda ruhsal bir arayışa ve kültürel bir yolculuğa dönüştüren eşsiz bir dokunuş katar.

Röportaj: ALAADDİN ALADAĞ

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.