27 Mar GERÇEKLİĞİ SİLİKLEŞTİREN İCAT!
Yapay zekâ, hayatlara dahil olduğu andan itibaren üretim süreçlerini kökten değiştirdi. Ancak bu değişim, beraberinde “gerçeklik algısının yitirilmesi” gibi büyük bir sorunu da getirdi. Şehri Sohbetleri yazı dizisinde bu hafta Araştırmacı, Gezgin ve Fotoğraf Sanatçısı Ahmet Kuş işe sahte sosyal medya hesaplarından etik dışı görüntü üretimine, akademik hırsızlıktan dijital manipülasyona kadar geniş bir yelpazede tartışılan yapay zekâyı tüm yönleriyle konuştu.
Yapay zekâ ne demektir, hayatımıza ne zaman girmiştir?
Batılıların “Artificial Intelligence (Al)” dediği yapay zekâ, en basit tabirle insan zekâsını taklit eden bilgisayar sistemleridir. Bu sistem; öğrenme, algılama, düşünme, fikir yürütme, sorun çözme, iletişim kurma ve karar verme gibi yeteneklere sahiptir. Yapay zekâyla ilgili ilk fikirler 1920’li yıllarda insanın evreni anlama çabasında kendisine yardımcı olabilecek insan ötesi varlıklar meydana getirme gibi amaçlarla bilimkurgu eserlerde dile getirilmişti. İlk olarak edebî eserlerde bahsedilen yapay zekâya sahip robotlar teknolojinin gelişmesiyle birlikte üretilmeye başlandı ve yapay zekâ günümüzde dünyada yoğun olarak tartışılan en önemli gündem maddelerinden biri hâline geldi.
2020 yılında OpenAl tarafından piyasaya sürülen GPT-3, insan benzeri yüksek kaliteli metinler üretebilen geniş bir dil modeli olarak dikkat çekti. 2022 yılı sonunda kullanıma sunulan ChatGPT ise iki ay içinde 100 milyon kullanıcıya ulaştı. Bu dikkat çekici bir rakamdı. Bu yazılımlar büyük bir yapay zekâ patlamasını tetikledi. Her geçen gün insanlığın değerler sistemi için bir tehdit olarak daha da ön plana çıkan yapay zekâ, önümüzdeki yıllarda olumlu ve olumsuz yönleriyle daha da fazla konuşulacağa benziyor.
Yapay zekâ tarafından ilk görsel ne zaman oluşturuldu?
Yapay zekâ tarafından üretilen resim yani ilk görüntünün temelinde Harold Cohen’in 1960’ların sonunda geliştirdiği siyah beyaz çizimler yapabilen AARON yazılımı vardı. İlk yapay zekâ görüntüsü 1973 yılında yapıldı. 2021 yılında geliştirilen DALL-E OpenAl ise görüntü üretebilen yapay zekâda bir dönüm noktasıydı. Bu sistem kullanıcının bir metinde tanımladığı unsurları görüntü olarak üretebiliyordu. Haziran 2023 tarihinde bu yazılım sisteminin geliştirilmiş bir versiyonu olan DALL-E 2 piyasaya sürüldü. Yeni geliştirilen bu sistem, kullanıcı tarafından bir metinde belirtilen unsurları, insan tarafından çekilmiş fotoğraflar gibi görünecek şekilde gerçekçi yapay zekâ fotoğrafları olarak üretebiliyor.
Bir fotoğrafın yapay zekâ tarafından üretildiğini nasıl anlayabiliriz?
Bu alanda geliştirilen teknolojinin seviyesi arttıkça her geçen gün hangi görüntünün gerçek, hangi görüntünün yapay olduğunu anlamak da çok zorlaşıyor. Aslında işin uzmanı olanlar biraz dikkatli baktıkları zaman yapay zekâyla üretilen görüntüleri kolayca ayırt edebilseler de sıradan kullanıcılar çoğu zaman gerçekle yapay olan görüntüyü ayırt edemiyor. Bazı fotoğraflara dikkatlice bakıldığı zaman fazladan uzuvlar, çarpıtılmış yüzler gibi olağandışı ayrıntılar, uyumsuz simetri gibi durumlar bu fotoğrafların yapay zekâyla üretildiğini fark etmemizi sağlar. Ayrıca yapay zekâyla üretilen görüntüler genellikle aşırı mükemmel ve pürüzsüzdür. Örneğin yapay zekâ tarafından üretilen abartılı renklere sahip çiçekleri ve kusursuz rengârenk tüylere sahip kuşları bakanlar gerçekmiş zannedebiliyor. Ama bir şehir veya semt söz konusu olunca yapay zekâyla üretilen görüntülerin kusursuz oluşu bu görüntünün gerçek olmadığının kolayca anlaşılmasına yol açıyor.
Yapay zekâyla üretilen bazı görüntülerin bir köşesinde bazen kullanılan programın adı ya da logosu bulunur. Bazen de başka bir yapay zekâ tarafından oluşturulmuş bir görüntü “Yapay zekâ görüntü dedektörü” ile tespit edilebilir. Görüntü dedektörüyle kısa sürede bir görüntünün gerçek mi yoksa yapay zekâyla mı üretildiği kolayca tespit edilebilir. Kontrol edilmek istenen görüntü programa yüklenir ve “Yapay zekâ için resmi kontrol et.” seçeneği tıklanarak görüntünün gerçek fotoğraf olup olmadığı belirlenir.
Yapay zekâyla üretilen görüntüler konusunda bizi bekleyen tehlikeler nelerdir?
Aslında özünde bazı kolaylıkları barındırsa da yapay zekâ programları göründüğü kadar masum değil ve bu iş hiç de iyi bir yere gitmiyor. Söyleşi konumuz yapay zekâyla üretilen görüntüler ama yeri gelmişken yazılı metinler hakkında da birkaç hususa değinmek istiyorum. Bu iş öylesine çığırından çıktı ki artık edebiyatla, akademik çalışmalarla uğraşanlar bile metin yazmak için yapay zekâ programlarını kullanıyorlar. Hatta yapay zekâ kullanarak lisans tezi, yüksek lisans tezi, seminer, makale, roman, kitap, şiir yazanlar bile var. Bu işin vahim yönü ama görüntüler konusunda iş daha tehlikeli bir sürece doğru yol alıyor. Çoğu kullanıcı tarafından sosyal medyada masumane paylaşılan fotoğraflar yapay zekâ tarafından kullanılarak yeni görüntüler üretiliyor. Üstelik üretilen bu yapay görüntülerde etik değerler bile çiğneniyor. Hiçbir kural, hiçbir değer yargısı tanımadan üretilen bu müstehcen görüntülerle yalan üzerine kurulu yapay bir dünya inşa ediliyor. Durum o kadar vahim ki bu şekilde yapay zekâyla üretilen görüntülerin de paylaşıldığı sahte sosyal medya hesaplarının sayısı her geçen gün artıyor. İş öylesine çığırından çıktı ki yapay zekâ, fotoğraflardan video görüntüleri bile üretebiliyor. Yani insanları, çocukları, gençleri yapay zekânın ürettiği yalan dünyanın etkisinden kurtarmak artık neredeyse imkânsız… Sosyal medyada dolaşan yapay zekâyla üretilmiş fotoğraflar, video görüntüleri artık gerçeklik algısını yerle bir etti. Eskilerin tabiriyle artık at izi it izine karıştı. Üstelik gerçek olmayan bu görüntüler sosyal medya ortamında inanılmaz bir hızla yayılıyor.
Hocam artık fotoğraf belge olma özelliğini yitiriyor mu?
Yaklaşık 200 yıl önce fotoğrafın icadı ve kısa sürede yaygınlaşmasıyla birlikte anlatabilmek için onlarca sayfa yazmanız gereken bir durumu bir fotoğraf karesiyle kolayca anlatma imkânı ortaya çıkmıştı. Yıllar sonra renkli fotoğrafın icadıyla birlikte bir tarihî belge olarak fotoğraf daha da önem kazandı ama dijital fotoğraf teknolojisinin gelişmesiyle birlikte bilgisayarda fotoğraf işleme programları da ortaya çıktı ve fotoğrafa yapılan çeşitli müdahalelerle fotoğrafın gerçeklik algısı da yaralandı. Yapay zekânın gerçek fotoğraflardan ayırt edilemeyen görüntüler üretme yeteneği, algılarımızı altüst ediyor. Yapay zekânın yaygınlaşmasıyla beraber medyada dolaşımda bulunan fotoğraf ve videoların hatta ses kayıtlarının gerçekliği de sorgulanmaya başladı. Böyle bir durum söz konusu olsa da klasik yöntemlerle yani fotoğraf makineleriyle çekilen ve bilgisayarda fotoğraf işleme programlarıyla müdahale edilmeyen fotoğraflar hâlâ belge olma özelliğini koruyor ama yapay zekâyla üretilen görüntüler hiçbir zaman belge olarak kabul edilmeyecek.
Fotoğraf makinesi üreticileri ve yazılım şirketlerinin yapay zekâyla üretilen fotoğrafların tespiti ve denetlenmesiyle ilgili bir girişimleri var mı?
Bu konuyla ilgili olarak 15 Ekim 2023 tarihli Türkiye gazetesinde Ömer Temür’ün “Medya Yapay Zekâya Karşı Birleşti” başlıklı bir haberi yayımlandı. Bu haber metninde ilginç bilgiler var. Fotoğrafçılık alanında yapay zekânın sebep olduğu karmaşaya çözüm bulmak ve neyin orijinal, neyin yapay zekâ tarafından üretildiğini tespit etmek için birçok kurum ve kuruluş bir araya geldi. Adobe şirketi bir süreden beri yaptığı bir çağrıyla medya kuruluşları başta olmak üzere, fotoğraf makinesi üreticilerini, yazılım ve donanım firmalarını bir şemsiye altında toplamaya çalışıyor. 2019 yılında Adobe, X (Twitter) ve New York Times ile bir araya gelerek Content Authenticitiy Iniative (CAI) organizasyonunu kurdu. İçeriklerin gerçekliğini denetleyecek olan bu organizasyona daha sonra AFP, AP, BBC, Reuters gibi haber ajanslarının yanı sıra Canon, Nikon, Leica gibi kamera üreticileri, Microsoft ve Nvidia gibi yazılım ve donanım şirketleri de katıldı.
Aynı haber metninde konuyla ilgili olarak İbn Haldun Üniversitesi Öğretim Üyesi Cem Kıvırcık’ın da dikkat çekici bir beyanatı bulunuyor: “Son birkaç yılın en heyecanlı teknolojik gelişmelerinden biri olan ve hayatımızı kolaylaştıracağı iddia edilen yapay zekâ, ne yazık ki kötü niyetli ellerde kandırılmamıza hatta yönlendirilmemize yol açabiliyor. Eskiden fotoğraf, video, ses kaydı bir anlamda gerçekliği ispatlar gibi görünse de günümüzde bütün bunlar anlamını yitirmiş durumda. Bu sebeple yapay zekânın tespiti ve denetlenmesi konusundaki inisiyatiflere ülkemizin ileri gelen haber ajansı ve medya kurumlarının da ivedilikle katılmasının zaruri olduğunu düşünüyorum.” Aslında bu konuda alınabilecek tedbirlerin en önemlisi yapay zekâyla üretilmiş görüntülerin görünür bir köşesine görüntünün yapay zekâyla üretildiğine dair bir yazı veya logo koyma zorunluluğunun getirilmesidir. Bu kurala uymayanlara ya da görüntüleri logoyu silerek kullananlara kanuni yaptırımlar uygulanmalıdır. Acilen bu konuyla ilgili kanuni düzenlemeler yapılmalıdır.
Röportaj: ALAADDİN ALADAĞ
Sorry, the comment form is closed at this time.