Kültürümüz kuşatıldı!
233
wp-singular,post-template-default,single,single-post,postid-233,single-format-standard,wp-theme-bridge,bridge-core-1.0.5,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,transparent_content,qode-theme-ver-18.1,qode-theme-bridge,disabled_footer_bottom,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-6.0.2,vc_responsive

Kültürümüz kuşatıldı!

Eğitim ve kültür adamı Ali Işık, Alaaddin Aladağ ile Şehir Sohbetleri’nin konuğu oldu. Aladağ’ın sorularını cevaplayan Işık, özellikle Türkiye’yi ve Konya’yı saran kültürel yozlaşma üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Işık, kültürel yozlaşma ile yemek kültürümüzün, müzik kültürümüzün, dilimizin, giyimimizin, müziğimizin ve daha birçok konuda yozlaşmaya maruz kaldığına dikkat çekerek, önemli bir sorunu gündeme getirdi.

 

Asıl mesleğiniz eğitimci olsa da bizler genellikle sizi Konya kültürüyle ilgili çalışmalarınızdan tanıyoruz. Biraz da yaptığınız çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

Konya kültürüne doğuşum 1996 yılında merhum gazeteci-şair ağabeyim N. Yalçın Dikilitaş sayesinde olmuştur. Onun sayesinde merhum A. Sefa Odabaşı ile -Rabbim sağlıklı ömürler versin- Av. M. Ali Uz, Prof. Dr. Saim Sakaoğlu, Seyit Küçükbezirci, Yrd. Doç. Dr. Hasan Özönder, Prof. Dr. Yusuf Küçükdağ, Prof. Dr. Caner Arabacı (aynı zamanda yüksekokuldan devre arkadaşıyızdır) gibi yaşayan değerlerle tanıştım. Bunların teşvikiyle de bu vadideki çalışmalarımızı ilerlettik.

Çalışmalarım ağırlıklı olarak Konya folkloru üzerinedir. Konya’nın doğum folkloru hariç diğer bütün birikim ve güzelliklerini Rabbim kayda geçirmemizi nasip eyledi çok şükür (Erkek oluşum sebebiyle doğum folkloruna el atmamıştım. Ancak ilk fırsatta bu alana da el atmayı düşünüyorum).

Konya Ansiklopedisi’ni hazırladığımız süreçte yaptığımız araştırmalar esnasında çalışılması gereken birçok belgeye ulaştık. Rabbim sağlıklı ömür verirse bunları çalışacağız. Ki bunların önemli bir kısmı yerel tarih üzerinedir. Bunlardan bu yıl içinde bitirdiğimiz biri şu anda baskı safhasındadır.

“Konyalı” kimdir? Ne yer, ne içer, nasıl giyinir, neler yapar?

Doğma büyüme Konyalı birisini nasıl tarif edersiniz? Şimdi bahsedeceğim Konyalı tipi tarihe mal olmuşsa da “kentsel yıkışım”ın uğramadığı bazı eski mahallelerimizde son temsilcilerine rastlamamız mümkün olabilir belki.

Üstad Ahmet Hamdi Tanpınar, ünlü Beş Şehir’inde Konya için: “Bir başkent daima başkenttir.” der. Dilimize pelesenk ettiğimiz bu sözün, en az bu kısmı kadar muhterem olan devamı nedense hiç dillendirilmez. Üstad Tanpınar bu sözünün devamında: “Ne kadar susturulursa susturulsun yine konuşur.” der. Geçmişten günümüze dönem dönem susturulmaya çalışılmışsa da Konya; coğrafyasıyla, mekânlarıyla ve de insanlarıyla bazen hâl’iyle bazen kâl’iyle konuşmasını sürdürür. Zira başkentlilik ruhu Konya ve Konyalının hem maddesine hem manasına nakşolunmuştur.

Başkent, sultanın/otoritenin beşiğidir. Bu otoriterliğin Konyalıdaki yansıması dirayettir. Gerek erkek gerekse kadın, has Gonyalılığın ilk tezahürü dirayet sahibi olmaktır fakire göre. Kitap yazılabilecek bu konuyu formüle ederek bitireyim müsaadenizle. Bu formülün simgesi dört vav’dır. Bu dört vav’ın ilki vali’nin vav’ıdır. Bu vav, sadece bizi yöneten/yönetenler değildir elbette. Osmanlı sultanlarının sıfatlarından birisi “zıllullahi fi’l-âlem”dir. Bu terkibe “Allah’ın yeryüzündeki gölgesi” şeklinde verilen mana eksik hatta yanlıştır da. Fakir bu terkibe Konyalılar gibi “Allah’ın ahkâmının yeryüzündeki gözeticisi” anlamını verir zira. Bu itibarla Konyalı kendisini yönetene saygılıdır, hak üzere olduğu müddetçe de itaatkârdır.

Vav’ın ikincisi veli’nin vav’ıdır. Konyalı Hz. Peygambere başta olmak üzere bütün din büyükleri ile âlimlerine, dolayısıyla inançlarına sahip ve saygılıdır.

Vav’ın üçüncüsü valide’nin vav’ıdır. Konyalı anasının şahsında bütün kadınlara hürmette kusur etmez.

Vav’ın dördüncüsü valid’in/babanın vav’ıdır. Yine Konyalı babasının şahsında bütün babalara, dolayısıyla bütün insanlığa saygılı ve onlara hizmet çabasında olan insandır.

Henüz kitap olarak yayınlanmasa da Konya’da mezar folkloru ve edebiyatı hakkında bir araştırmanız olduğunu biliyoruz. Biraz da bu çalışmadan bahsedebilir misiniz?

Hemen sözlerimin başında şunu ifade edeyim zikrettiğiniz çalışmam hâlen Büyükşehir Kültür AŞ’nin yedindedir ve baskı hazırlıkları 2015 yılında tamamlanmıştır. Lakin ne hikmetse bir türlü matbaayla müşerref olamamıştır.

Fakir, 2000 yılında yaklaşık 2,5 yıl Konya merkezi ve yakın çevresindeki 37 mezarlıkta incelemeler yaparak Selçuklu’dan günümüze 5 bine yakın mezar taşı incelemiş, neticede 500 kadarını kitaplaştırmıştır. Bu kitapta geçmişten günümüze Konya mezarlıkları, mezar yapıları, mezar taşlarının arkeolojik ve kitabe özellikleri, kitabelerin tematik tasnifi ve Konya’nın ölüm folkloru ele alınmıştır.

Günümüzde kültürümüz yoz kültürün kuşatması altındadır. Aynı kuşatmaya maruz kalan Konya kültürünün hâli nicedir?

Son yarım asırda ülkemizde görsel medya oldukça gelişmiş, yaygınlaşmıştır. Bu medya kuruluşlarının kimi bilinçli olarak kimi de parasına tamahen dayatmacı yoz kültüre ekranlarını tamamen açmışlardır. Neticede yoz kültürün dayatmaları karşısında Türk kültürünün bir şubesi olan Konya kültürü, özellikle de folkloru, derin yaralar almıştır. Ülkemizde en müessir şeklini gördüğümüz bu yoz kültür ile zarar görmeyen ve saldırıya uğramayan hiçbir kültür unsurumuz kalmamıştır. Hızlı/ayaküstü beslenme alışkanlığı ile yemek kültürümüz, pop müzik taklitleri ile musikimiz, folklorumuz, giyimimiz, dilimiz bu yozlaşmanın etkisi altındadır. Bir komedi gibi sürekli seyrettikleri Amerikan film ve dizilerinin etkisi ile -sözüm ona- dublaj sanatçısı (!) dili konuşan gençlerimizi hemen her yerde görebiliriz. Bu sözlerimizi bir örnekle somutlaştıralım. Bizim insanımız geçmişte birisiyle vedalaşırken “Allahaısmarladık, hoşça kal, kalın sağlıcakla -hiç olmazsa- hayırlı/iyi günler” temennilerinde bulunurdu. Amerikan film ve dizilerinin etkisiyle, tıpkı, birbirlerine “See you” diyerek vedalaşan Amerikalılar gibi gencimiz yaşlımız “Görüşürüz” diye ayrılıyorlar şimdilerde. Görüşürüz, ifadesi hangi temenniyi haizdir ki!.. Maksadımızı arif olan anlamıştır herhâlde.

Şu anda üzerinde çalıştığınız bir kitap çalışması var mı?

Elhamdülillah, bugün itibariyle kadim tıbbımız üzerine yaptığımız son çalışmamızı tamamlamış bulunuyoruz. Bu çalışma, oldukça bereketli gelen 2017 yılının dördüncü çalışmasıydı. Bundan önce tamamladığımız kitabın birisi Konya’nın tanıtımı üzerine, ikincisi Konya mutfak kültürü üzerine, üçüncüsü de yerel tarihimiz üzerine idi. Bu üçüncüsünü biraz açarsam; hükümet konağımızın banisi İngiliz Sait Paşa’nın Konya’da tuttuğu günlükleridir. 1880’li yılların Konya’sı üzerine enteresan bilgilerin yer aldığı günlük nasip olursa Çizgi Yayınları’ndan okuyucusuyla buluşacak.

Bunların ardından, Allah’ın izniyle, tabii ki yeni bir projeye daha başlayacağız. Aklımızda yer eden birkaç projeden hangisine başlayacağımı henüz netleştirmedim. Öncelikle hak ettiğimi sandığım kaplıca tatilimi bir yapayım da…

 

Muhterem hocam, bize bu konuşma fırsatını tanıdığınız ve yaptığınız değerli açıklamalar için size çok teşekkür ederim.

Asıl bizi yâd ettiğiniz için biz size teşekkür ederiz sevgili Aladağ.

 

 

RÖPORTAJ: ALAADDİN ALADAĞ

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.