21 Ara Büyüdükçe Küçülmeyi Dedemden Öğrendim
Profesyonel flamenko sanatçısı Eren Ergene, dedesi merhum Mehmet Önder’in kültürel mirasını ve ailede bıraktığı derin izleri anlattı. “Büyüdükçe küçülmeyi bilin” nasihatini hayat düsturu edindiğini söyleyen Ergene, 100. doğum yılı için hazırlanan özel anma etkinliğini ilk kez duyurdu.
Eren Ergene kimdir. Bize hayat hikâyenizden bahsedebilir misiniz?
1978 Ankara doğumluyum. İlk, Orta ve Lise eğitimimden sonra Başkent Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklam Bölümünden “Şeref Öğrencisi” olarak mezun oldum. Kanal D Haber merkezinde uzun dönem staj sonrası 2003 yılında Başbakanlık’a bağlı organizasyon, protokol yönetimi ajansında çalışmaya başladım. 3 yıl temel, atma, açılış, protokol yönetimi ve seçim koordinasyon merkezlerinde görev aldım, Ulusal ve uluslararası pek çok resmi ve üst düzey Devlet organizasyonlarında iletişim ve yönetim organizasyon komitesinde görev aldım. 2011-2013 yıllarında Gençlik ve Spor Bakanlığı’nda Bakan Danışmanlığı yaptım. 2016 ‘da aktif meslek hayatıma farklı bir yön çizerek, 2007 yılında hobi olarak başladığım ve eğitmenlik yaptığım Flamenko dans branşında daha profesyonel olarak ilerleme kararı aldım. Uzun dönem yurt dışı eğitimlerim sonrasında kurucusu olduğum “Akademi Flamenko Dans Okulu’nda” dersler vermeye, Flamenko müzikallerinde yapımcı ve baş dansçı olarak hayallerimin peşinden gitmeye devam ediyorum.
Mehmet Önder sizin için sadece bir kültür adamı değil, aynı zamanda dedenizdi. Onu bir torun gözüyle nasıl anlatırsınız?
Mehmet Önder, Devlet büyüğü ve Kültür adamı olmasının yanında bir dede olarak mesleğindeki naif, asil, özverili tutum ve tavırlarından farklı davranan biri hiç olmadı. Bazen sessiz bazen tatlı sert, oldukça anlayışlı, sevecen, torunlarını şeker ve çikolata ile ödüllendirmeyi ihmal etmeyen biriydi. Şimdi röportaj olduğu için içinizden diyeceksiniz ki hep mi iyiydi hiç kötü huyunu saymadınız, inanın kötü diyebileceğim ya da bizi üzen hiç bir tutum ve davranışına şahit olmadım. Her zaman aşığı olduğu Mevlana hoşgörüsündeydi. Sessizliğinde fırtınalar vardı belki her insan gibi ama bize hiç yansıtmazdı.
Evinizde en çok tekrar edilen, onun sık kullandığı bir söz veya cümle var mıydı?
Evet, evde sık sık şu cümleyi kurardı ki hayatımın en büyük düsturu olmuştur sonradan “Büyüdükçe küçülmeyi bilin” anlam ve metin arka manasını da değerli okuyuculara bırakalım ne dersiniz.
Size anlattığı ve unutamadığınız bir hikâye ya da anı var mı?
Yani aslında söz konusu dedem olunca, Mevlana müze müdürlüğü yapmış, pek çok kitaba imza atmış ilim irfan sahibi bir devlet büyüğü olunca anıları da böyle haşmetli ya da ulvi oluyordur diye düşünebilirsiniz ama benim şahsen hatırladığım veya anlattığı sıra dışı bir anı yok. Annemin anısından bir küple paylaşayım. Annem çok küçükken Mevlana Müzesinin arka bahçesindeki lojman evde yaşıyorlar. Gece geç saatte ki o zamanlar telefonlar çevirmeliymiş ve santrale bağlanarak karşı taraf ile görüşme sağlanıyor. Annem numaraları çevirip çevirip telefonda çıkan kişiye “kara tren gelir “ diye şarkı söyleyip kapatıyormuş. Gece Müzeye polis gelmiş Mehmet Bey kusura bakmayın bu saatte ama sizin evden Valilik aranıyor sürekli ve kara tren türküsü söylenip kapatılıyor bizde anlam veremedik demişler. Dedem büyük bir hışımla anneme dönmüş annem takdir edersiniz ki soluğu bahçeye kaçmakta almış. Sordum ceza verdi mi diye baya kızmış ama ceza vermemiş. Yine hoşgörüsü devreye girmiş anlaşılan.
Dedenizin eserleri veya araştırmaları aile içinde nasıl bir değer taşırdı?
Dedemin eserleri elbette ailemizin en büyük zenginliklerinden ve en kıymetli mirasımız. Keza müsteşarlık yaptığı dönemde pek çok siyasi kişi mal varlığına sayısız kazançlar eklerken dedem şunu derdi. “ size hanlar hamamlar bırakmıyorum ama en büyük mirası bırakıyorum. İlim ve bilgi dolu geniş bir kaynak ile tertemiz bir soyadı.
Onun kültür mirasına bakış açısı, sizin dünyaya bakışınızı nasıl etkiledi?
Eğer kültür mirasına bakış açısı derken dünya görüşünden bahsediyorsak önceki cümlelerimde belirtmiştim bir kez daha gururla söylerim ki büyüdükçe küçülmelisin öğüdü benim en büyük fikir hazinem oldu. Ne zaman bir işi başarsam ne zaman sahnede ayakta alkışlansam büyük bir sevince ve heyecana ek olarak törpülenmiş bir ego ile eve dönmek benim en büyük huzurum ve mutluluğum oldu. Bu da dedemin bizlere hazımlı olmak, şımarmamak, sürekli üretmek, çalışmak terbiyesini aşılaması ile olmuştur.
Evinizde onun kaleme aldığı kitaplar, yazılar ya da özel notları bulunuyor mu? Bunlara nasıl sahip çıkıyorsunuz?
Evimizde onun kaleme aldığı kitaplardan bazıları, el yazısı makaleleri, şiirleri ve hatta daha ortaya çıkmamış veya sonradan dönüştürmek için kaleme aldığı not defterleri var. Aslına bakarsanız o kadar hızlı not almış ki bazen okumakta zorlanıyorsunuz. Düşünceler kafasında o kadar hızlı akmış ki kaleme alırken o ivme sayfalara yansımış diyebilirim. Onun evinden getirdiğimiz kitaplığını annemin evine kurduk. Birçok eser orada. Bozulmasın diye el yazısı olanları korunaklı dosyalarda muhafaza ediyoruz.
Mehmet Önder’in Konya’ya ve Anadolu’ya duyduğu ilgiyi en çok hangi yönleriyle hissediyordunuz?
Açıkçası torunlar olarak bizler tabi Konya dışında yetiştik ve büyüdük. Onun gibi bir Konya aşığı, memleket sevdalısı olmanın hissiyatını onun gibi taşıyoruz desem yanıltmış olurum sizleri. Fakat eserlerini okudukça Konya’ya, Atatürk’e, Mevlana’ya, bu topraklara duyduğu sevgi beni de heyecanlandırmıyor değil.
Size Konya’nın hangi yönlerini anlatmayı severdi? Örneğin Mevlevilik, geleneksel düğünler, mimari vb.?
Biz Konya’yı en çok Mevlevilik yönüyle dinlerdik ondan. Şehrin fiziksel veya kültürel yönlerinden ziyade tasavvuf, ilim ve bu yöndeki çalışmalar benim hatırladığım kadarıyla daha çok ön plana çıkan unsurlardı. Bir de söylemeden edemeyeceğim bir şehri şehir yapan önemli öğelerinden biri de mutfağıdır bence. Dedem Konya mutfağına bayılırdı. Etli ekmeği, küflü peyniri, termiyesi, kebabı, tatlıları bize sevdiren O’dur.
Sizce bugün yaşasaydı Anadolu’nun ya da Konya’nın hangi değişimini yazmak isterdi?
Bugün hayatta olsaydı Konya’nın dini ve tasavvuf motiflerine ek olarak bir öğrenci kenti haline gelmesinin üzerinde dururdu. Üniversiteli gençlerin tercihleri arasında çok önemli bir sıralamada olduğunu, Konya’nın kültürel ve tabiat güzelliklerinin görülmeye değer müzelerinin ve ören yerlerinin artması ile gözde bir turizm şehrine dönüşmesini yazardı.
Aile olarak dedenizin kültürel mirasını genç kuşaklara aktarmak için neler yapıyorsunuz?
Ailece bu konuda biraz geç kaldık aslında doğruyu söylemek gerekirse. Yoğun iş tempoları, hayatın hızlı manevraları arasında Mehmet Önder’in kültür mirasını yaymak daha çok okura ve gençlere ulaştırmak adına çok aktivasyon alamadık. Ancak son bir iki yıldır birbirinden değerli Konyalı üstat ve hocalarımızın da desteği ile bu konuda sesimizi biraz daha duyurmaya başladık diyebilirim. Mehmet Önder’i anma törenleri, bize ulaşan master ve doktora öğrencilerine kaynak desteği vb. konularda elimizden geldiğince bu mirası yaşatmaya çalışıyoruz.
Sizin bu mirasla ilgili kişisel bir planınız, bir projeniz ya da bir hayaliniz var mı?
Bu miras ile ilgili kaleme aldığı kitapların çoğaltılması ve yaygınlaştırılması, kaynakların paylaşılması, eser ve makalelerin dijital platformlarda daha çok kişiye ulaştırılması için çalışmalara başladık diyebilirim.
Mehmet Önder’in adını yaşatmak için yapılmasını istediğiniz bir anı çalışması, belgesel ya da sergi gibi bir şey düşünüyor musunuz?
Güzel bir soru oldu teşekkür ederim. Çünkü 2021 yılında annemlere dedemin hatırasını canlı tutmak için çalışmalar yapmak istiyorum, var bir hayalim, demiştim. Bir dernek kurmak en büyük hayalim. Eserlerine herkesin kolaylıkla ulaşabildiği, etkinlikler ve söyleşilerle zenginleşen, gönül dostlarının, ilim, irfan sahibi üstatların bir araya geldiği bir çatı. Değerli Hocamız Nuri Şimşekler bizden desteğini hiç esirgemedi. Onun ve geçmiş dönemlerde dedem ile birlikte çalışmış meslektaşlarının, birkaç öğrencisinin fikir ve önerileri ile güzel işlere imza atacağımıza inanıyorum. Mesela önümüzdeki sene Mehmet Önder’in doğumunun 100.yılı bu sebeple görüştüğümüz değerli Konyalı büyüklerim ve dostlarımız ile geniş kapsamlı bir etkinlik yapmayı hedefliyoruz. Bunu da buradan ilk defa sizlerle paylaşmış oldum, çok mutluyum.
Size de bu değerli sayfalarda Mehmet Önder’e ve bize yer verdiğiniz için hem kendi adıma hem de ailem adına çok teşekkür ederim.
Röportaj: ALAADDİN ALADAĞ
Sorry, the comment form is closed at this time.