Fotoğraf, Yazı Kadar Önemli
447
wp-singular,post-template-default,single,single-post,postid-447,single-format-standard,wp-theme-bridge,bridge-core-1.0.5,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,transparent_content,qode-theme-ver-18.1,qode-theme-bridge,disabled_footer_bottom,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-6.0.2,vc_responsive

Fotoğraf, Yazı Kadar Önemli

Konya’nın yetiştirdiği önemli fotoğraf sanatçılarından birisi olan Ahmet Kuş, yaklaşık 30 yıldır fotoğraf tutkusundan asla vazgeçmedi. İşletme eğitimi almasına rağmen, fotoğraf merakının peşinden giden Kuş, bugün Konya’da fotoğraf sanatı üzerine ilk sıralarda yer alan isimler arasına girmeyi başardı. Fotoğrafla geçen 30 yıl içinde maddi anlamda bazı zorluklar yaşamasına rağmen fotoğraf tutkusundan vazgeçmeyen Kuş, önemli projelere de hayat verdi. Kendisi için bir milat olan 2004 yılında ilk fotoğraf albümünü oluşturan Kuş, sonrasında birçok projenin içerisinde yer aldı. Fotoğrafçılığın önemli bir ve özel bir alan olduğuna dikkat çeken Kuş, “Fotoğraf en az yazı kadar önemli bir belgedir. Özellikle eski fotoğraflardan şehirlerin mimarisi hakkında çok değerli bilgilere ulaşmak mümkündür” dedi.

Ahmet Kuş kimdir? 

1968 yılında Konya’da doğdum. Asıl memleketimiz Karatay ilçesine bağlı Akörenkışla köyü. Çiftçi kökenli bir aileyiz yani. Çok geniş bir bölge olan köyümüz genellikle Obruk olarak da bilinir. Orta Asya’dan geldikten sonra dedelerimiz ilk olarak şu anda Aksaray’a bağlı olan Eskil ilçesine yerleşmiş. Kayı boyuna mensup Atçekenler de denilen Türkmen bir aileye mensubum. Dedelerimiz iyi cins at yetiştirip devlete vergi yerine at verirlermiş. Çocukluğum şehirde geçmesine rağmen yaz tatillerini çoğunlukla köyümüzde geçirirdim. Dolayısıyla Türkmen gelenekleriyle büyüdüğüm için ova köylerindeki yaşantıyı iyi bilirim. Tabii zaman içerisinde şehre bağlı bir yaşantımız olsa da köyle bağımızı tamamen koparmadık. Zaten Konya’da yaşayan çoğu aile, bazı istisnalar olsa bile köyle irtibatını tamamen koparmaz. Bu arada ilk, orta ve liseyi Konya’da okuduktan sonra üniversite öğrenimi için 4 yıl Kütahya’da kaldım. İşte fotoğrafla ilgili ilk temeller burada atılmaya başladı. Anadolu Üniversitesi’ne bağlı Kütahya İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İşletme Bölümünden 1989 yılında mezun olduktan sonra tekrar Konya’ya döndüm ve aynı yıl dayım Feyzi Şimşek’le birlikte Alâeddin Caddesi’nde fotoğraf malzemeleri satışına yönelik küçük bir dükkân açtık. Ve böylelikle fotoğrafçılık maceramız da başladı.


İşletme eğitimi almanıza rağmen fotoğrafa yöneldiniz. O yıllarda ekonomi ve finans sektöründe güzel bir konuma gelebilirdiniz neden fotoğrafçılıkta karar kıldınız?

Aslında birkaç tane imtihana da girdim ama rızkımız buradaymış. Hatta aynı fakültede yüksek lisans sınavını kazanıp kayıt da yaptırdım ama Konya’daki işlerimiz sebebiyle derslere katılamadım ve öğrenimim yarım kaldı. O yıllarda renkli fotoğrafçılık ülkemizde yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı için fotoğraf çok popüler bir uğraştı. Fotoğrafa karşı her düzeyde müthiş bir ilgi vardı. Özellikle her aile gücü yettiğince bir fotoğraf makinesi almaya çalışıyordu. Öte yandan ticaret de çok hareketliydi. Durum böyle olunca fotoğrafçılık sektörü işin içine yeni girmemize rağmen bize cazip gelmeye başladı. Fotoğrafçılıkla meslek olarak ilgilenirken fotoğraf sanatının inceliklerini de merak etmeye ve fotoğrafla ilgili ne bulursak okumaya başladık. Bu işe başlarken ne ticaretle ne de fotoğrafçılıkla ilgili yeterince bilgi ve tecrübe sahibi değildim. Üniversite öğrencisi iken fotoğraf makinesini birkaç kez elime almıştım ama bu alanla ilgili derinlemesine bir bilgi sahibi değildim. Yaz tatillerinde zaman zaman babamın dükkânına gitsem de ticaretin inceliklerine de vakıf değildim. Yani her şeyi şahsi gayretimle öğrendim. O yıllarda internet de bu kadar yaygın değildi. Fotoğrafçılıkla ilgili yayın da pek fazla yoktu ama fotoğraf adına ne bulursam okudum ve bu işin inceliklerini öğrendim.

Fotoğrafla geçen 30 yıla neleri sığdırdınız?

Otuz yıl içerisinde harika işlere imza attık. Fotoğraf sanatına olan sevgimiz bizi inanılmaz yerlere taşıdı. Şükürler olsun ki Allah hayalimizdeki çoğu işi uygulama safhasına geçirmemize imkân tanıdı. Mesleğimize olan sevgi, istikrar ve inancımız başarılı olmamızı sağladı. Zaman zaman ekonomik badireler atlatsak da fotoğrafla olan bağımızı hiç koparmadık. Fotoğrafçılığa olan tutkumuz hiçbir zaman kaybolmadı. Tabiri caizse bu geçen zaman içerisinde fotoğrafla yatıp fotoğrafla kalktık. Nereye gitsek fotoğraf makinemizi de yanımızda götürdük. Dia gösterileri yaptık, sergiler açtık, fotoğraf üzerine konuştuk, yazdık… Konya’da fotoğraf adına yapılan iyi işlerin hep yanında yer aldık. Bu anlamda hiçbir zaman sorumluluk almaktan kaçınmadık.  İlk fotoğraf albümümüz 2004 yılında yayınlandığı için 2004 yılı benim için bir milat sayılır. Konya Aydınlar Ocağı’nın düzenlediği Salı Sohbetleri o dönemde Sille’deki Sille Kültür Evi’nde yapılıyordu. Dr. Mustafa Güçlü ağabey 2003 yılında Sille ile ilgili bir dia gösterisi yapmak için bizi de davet etti. Fotoğraflar çok ilgi gördü ve bu gösteriden sonra Sille’yle ilgili bir fotoğraf albümü hazırlama fikri ortaya çıktı. Sille albümünü İbrahim Dıvarcı ve Feyzi Şimşek’le birlikte hazırladık. Merhum gazeteci N. Yalçın Dikilitaş, Selçuklu Belediye Başkanı Adem Esen ve Selçuklu Belediye Başkan Yardımcısı A. Hayrettin Yalınız, Sille Fotoğraf Albümü’nü hazırlarken desteklerini esirgemediler. Bu üç isme ne kadar teşekkür etsem azdır. Yalçın ağabeye Allah’tan rahmet, Adem Bey ve Hayrettin Beye de hayırlı uzun ömürler diliyorum. Bu albüm yayınlandıktan sonra sırasıyla Konya ve İlçelerindeki Selçuklu Eserleri Fotoğraf Albümü, Konya’daki Beylikler Dönemi Eserleri, Konya’daki Osmanlı Dönemi Eserleri Fotoğraf Albümü yayınlandı. Kitaplarımız birbiri ardı sıra çıkarken biz yine fotoğrafla, yerel kültürle, tarihle ilgili okumalarımıza devam ediyorduk. 2013 yılına kadar yoğun bir şekilde çalışarak çok farklı eserlere imza attık. Bu arada söz konusu yayınları hazırlarken Osmanlı Devleti’nin hüküm sürdüğü coğrafyayla ilgili zengin bir fotoğraf arşivine de sahip olduk.

Keşke fotoğrafçı olmasaydım dediğiniz oldu mu hiç?

Hayatta yaptığım hiçbir şeyden pişmanlık duymadım. Şayet 30 yıl geriye gitseydim yine meslek olarak fotoğrafçılığı seçerdim. Fotoğraf artık benim için vazgeçilmez bir uğraş. Fotoğraf sadece mesleğim değil, aynı zamanda hobim de… Fotoğraf sayesinde hem rızkımı kazandım hem de hoşça vakit geçirdim. Fotoğraf aynı zamanda çok büyük bir çevre edinmeme sebep oldu. Fotoğraf sayesinde çok kıymetli dostluklar kurdum. Yine fotoğraf sayesinde ülkemizin çoğu şehrini, dünyanın farklı ülkelerini görme, çok farklı kültürleri tanıma imkânım oldu.

Fotoğraf sanatının Konya’daki gelişimi hakkında neler söylemek istersiniz?

Konya Osmanlı şehirleri içerisinde fotoğrafla erken tanışan yerlerden biridir. Konya’ya ilk fotoğrafçılar 1880’li yıllarda gelmeye başlar. Çeşitli amaçlarla Konya’ya gelen fotoğrafçılar şehrin farklı fotoğraflarını çekerler. Bu fotoğrafların günümüze ulaşanlarından anladığımız kadarıyla Konya, Osmanlı’nın önemli şehirlerinden biridir. Fotoğraf en az yazı kadar önemli bir belgedir. Özellikle eski fotoğraflardan şehirlerin mimarisi hakkında çok değerli bilgilere ulaşmak mümkündür. Sayfalarca yazıyla anlatabileceğiniz bir görüntüyü bir fotoğraf karesiyle kolayca anlatmanız mümkündür. Fotoğrafın bu yönüne istinaden çoğu zaman keşke fotoğraf çok daha önce icat edilseydi dediğim olmuştur. Şayet fotoğraf daha önce icat edilmiş olsaydı, şehirler ve insanlar hakkında daha eski dönemlere ait görsel belgeler olacaktı elimizde. Düşünsenize Anadolu Selçukluları zamanında fotoğraf teknolojisi olsaydı, şimdi o dönem hakkında neler biliyor olacaktık. Tarihle uğraşan birisi için bunun hayali bile güzel… Bugüne gelecek olursak, artık fotoğrafçılık açısından Konya’nın durumu eskiye nazaran çok daha iyi. Özellikle dijital fotoğraf makineleri yaygınlaşmaya başladıktan sonra genç nesil fotoğraf sanatına daha da fazla ilgi duymaya başladı. Bu süreç içerisinde fotoğrafla bireysel olarak uğraşanların yanı sıra bir fotoğraf topluluğu ya da bir fotoğraf derneği çatısı altında ilgilenenlerin sayısı da arttı. İnanın şehrimizde çok kaliteli işlere imza atan fotoğrafçılar var fakat ne yazık ki bu arkadaşlar yeterince desteklenmediği için pek fazla tanınmıyorlar. Aslında bu yetenekli arkadaşlar çeşitli kurum ve özel şirketler tarafından desteklenmiş olsa fotoğraf sanatı adına harika işler ortaya çıkar. Bakın size somut bir örnek vereyim. İrfan Çakır diye bir fotoğrafçı arkadaşımız var. İrfan senelerce uğraşıp, didinip ortaya harika bir fotoğraf albümü çıkardı. Yörük kültürüyle ilgili olan ve bence dünya standardında bir iş olan bu albüm sponsor bulunamadığı için henüz yayınlanamadı. Oysa İrfan o işi tamamlayabilmek için Yörük obalarına kaç kez gitti. Bu iş şayet bir Batı ülkesinde yapılmış olsaydı hem fotoğraf albümü yayınlanır hem de İrfan el üstünde tutulurdu. Sanırım fotoğrafa, fotoğrafçıya verilen değeri göstermesi açısından bu örnek yeterli olur…

Son olarak fotoğraf sanatıyla ilgili yeni bir projeniz ya da hâlen uğraşmakta olduğunuz bir iş var mı?

Yapmayı düşündüğümüz yeni çalışmalar elbette var ama şimdilik içinde bulunduğumuz bazı sebeplerden dolayı bu mümkün değil. Bu aralar biraz dinleniyoruz. Malûm ülkemiz ciddi meselelerle uğraşıyor. Tabii biz de bu ülkede yaşadığımız için bu meseleler bizi de etkiledi. Dükkânı kapattığımız günden bu yana eşin dostun verdiği ufak tefek işler haricinde pek bir şey yapamadık. İşsiziz yani… Geçen bu üç yıl içerisinde gerçek dostlarımızı da öğrendik. Bizler inançlı insanlarız, her şeyin Allah’tan geldiğine inanırız. Eyvallah der geçeriz. “Şehir Sohbetleri” sayfasında bize de yer verdiğiniz için Yenigün gazetesi yöneticilerine ve size en kalbi şükranlarımı sunuyorum.

RÖPORTAJ: ALAADDİN ALADAĞ

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.