21 Ara Geçmişle Bugünü Buluşturuyor
İznik’ten Osmanlı’ya, Selçuklu’dan günümüze uzanan zengin seramik mirasını modern estetikle harmanlayan sanatçı Şebnem Tuna, dünya seramik sahnesinde yer edinme yolculuğunu Yenigün’e anlattı
Şebnem Tuna kimdir. Bize hayat hikâyenizden bahsedebilir misiniz?
Uludağ Üniversitesi Resim ve Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Seramik Bölümü mezunu olan Şebnem Tuna, Bursa Çini Çiftliği Atölyesi’nde 2004 yılından bu yana gelenekçi desenler ve formlardan yola çıkarak bilimsel temellere oturtulmuş çağdaş desenlerin olabilirlik etütlerini araştırmakta ve uygulamalarını yapmaktadır.
Anadolu-Türk Çini ve Seramik desenlerinin çağdaş tipoloji içindeki yerini araştırarak kendi atölyesinde üretmiş olduğu özgün form, hamur, astar, boya ve desenlerle yeni açılımlar denemek amacıyla araştırma laboratuvarında çalışmalarını sürdürmekte ve üretmektedir. İznik Roma Tiyatrosu kazılarına katılarak (1998-2004) çıkan seramik buluntularının form, desen, malzeme, işlev çözümlemelerini yapan sanatçı, atölyesinde bu buluntuları çağdaş anlayışla yeniden yorumlayarak yeni ürünlere yansıtmaya devam etmektedir.
İznik’e özgü Roma, Bizans, Selçuklu, Beylikler, Osmanlı seramiklerinin tipolojilerinin uygunluğunu saptayıp kültür mirasımızın kaynaklarını uygulamalı olarak dünya seramik sanatına katma çabalarını sürdürmektedir. Pera Müzesi, Paşabahçe Butik Mağazaları, Beymen için özel seri koleksiyonlar hazırlamaktadır.
Uludağ Üniversitesi Resim ve Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Seramik Bölümü’ndeki eğitiminiz, çini sanatına yaklaşımınızı nasıl şekillendirdi?
Arkeoloji ve sanat tarihine ilgimi daha da arttırarak gelişmemi sağladı. Müzeler ve arkeolojik kazılarda yer almak kültürümüze olan farkındalığımı arttırdı. Bu yolla çıkan buluntuları incelemek tarihsel bir bellek ve sorumluluk kazanmamı sağladı da diyebilirim. Arkeoloji ve sanat tarihine ilgimi daha da arttırarak gelişmemi sağladı. Müzeler ve arkeolojik kazılarda yer almak kültürümüze olan farkındalığımı arttırdı. Kazı buluntuları tarihi bir arka plan sağlarken seramik sanatını da hem estetik hem de teknik yönden gözden geçirmiş oldum. Bu yolla çağdaş üretimlere derinlik ve kimlik sağlamam mümkün oldu.
Bu yolla çıkan buluntuları incelemek tarihsel bir bellek ve sorumluluk kazanmamı sağladı da diyebilirim. El çini ve seramik formlarını çağdaş sanatla buluştururken ilham alınabilecek pek çok sanatsal ve tarihsel referans bulmak mümkün. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin geometrik desenleri, bitkisel motifleri (rumi, palmet), figüratif öğeleri ve renk paletleri (özellikle İznik çinilerindeki kobalt mavisi, turkuaz, beyaz, mercan kırmızısı ve zümrüt yeşili) kullanarak çağdaş yorumları form olarak da tabaklar, vazolar, kâseler, sürahiler ve mimari çinilerdeki panolara aktarıyorum.
Sadece kopyalamak yerine, geleneksel unsurları kendi çağdaş yorumlarımla harmanlamaya özen gösteriyorum. Geleneksel sır tekniklerini modern yaklaşımlarla birleştirerek farklı pişirme yöntemleri kullanıyorum. Hammadde temini en zorlandığın kısım. Bununla da kalmıyor, elde ettiğim maddeleri ürüne çevirirken izlenen processde son derece dikkat, bilgi, deneyim ve uzman bir ekiple çalışmak gerekiyor.
Bursa Çini Çiftliği Atölyesi’nde geleneksel desenlerden yola çıkarak çağdaş desenlerin olabilirliğini araştırıyorsunuz. Bu süreçte karşılaştığınız en büyük teknik veya estetik zorluklar neler?
Hammadde temini en zorlandığın kısım. Bununla da kalmıyor, elde ettiğim maddeleri ürüne çevirirken izlenen processde son derece dikkat, bilgi, deneyim ve uzman bir ekiple çalışmak gerekiyor. Seramik ve çini sanatında form, hamur, astar, boya ve desen gibi unsurları bilimsel temellere dayandırarak geliştiriyorsunuz. Bu araştırma süreci nasıl ilerliyor? Bu süreç çok deneme ar-ge yapmakla geçiyor. Çok katmanlı bir kültürün verilerini inceleyip bugünün koşullarında analiz edip yeniden üreterek deneyerek yol alıyor.
Kültürel mirası koruma ve modernize etme arasındaki dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?
Kültürel mirasın toplumsal değerlerini doğru tanımlamak önemli modern dokunuşlar mirasa saygılı ama çağdaş çizgileri taşımalı burada amaç geçmişi korurken geleceğe uyumlu hale getirmek
iznik, Roma, Bizans, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı seramik tipolojileri üzerine çalışmalar yapıyorsunuz. Sizce bu zengin birikim günümüz sanatında nasıl daha görünür hale getirilebilir?
Önemli olan, bu zengin mirası sadece taklit etmek yerine, onu yaratıcı bir şekilde yenide yorumlamak ve günümüzün sanatsal ve kültürel tartışmalarına dahil etmek olduğuna inanıyorum. Geçmişin formlarını günümüzün estetik anlayışıyla ele almak temelde form ve işlevin yeniden yorumlanması sürecinde Geleneksel seramik tipolojileri, günümüz sanatında kimlik, aidiyet, kültürel miras ve kolektif bellek gibi temaları işlemeye özen gösteriyorum.
Türk çini ve seramik sanatının dünya seramik sanatındaki yerini nasıl görüyorsunuz? Günümüzde bu alandaki en büyük eksiklikler veya geliştirilmesi gereken noktalar neler?
Dünya sahnesinde köklü ve saygın bir geçmişe sahip olan İznik ve Kütahya çinileri tarihe bir iz bırakmayı başarmıştır Günümüzde ise uluslararası işbirlikleri ile küresel platformuna daha görünür olmak için adımlar atılmalı Pera Müzesi, Paşabahçe Butik Mağazaları ve Beymen için özel koleksiyonlar için çalışırken, geleneksel çini ve seramik sanatına ait hangi unsurları korumaya özen gösteriyorsunuz ve hangi noktalarda yenilikçi dokunuşlar yapıyorsunuz? Geleneksel çini sanatını modern dünyada *”yaşayan bir gelenek”* haline getirmek, geçmişle bugün arasında diyalog kurarken, çiniyi küresel sanat sahnesinde dinamik bir ifade aracına dönüştürmek hedefiyle üretmeye devam ediyorum. Yalnızca Türk kültürel mirasını korumakla kalmayıp aynı zamanda evrensel bir estetik dil yaratarak gelecek nesillere ilham vermek istiyorum.
Pera Müzesi, Paşabahçe Butik Mağazaları ve Beymen tasarım süreci nasıl ilerliyor? Markaların veya kurumların talepleri ile kendi sanatsal yaklaşımınızı nasıl dengeliyorsunuz?
Her yıl yeni bir araştırma ve koleksiyon hazırlama sürecim oluyor bu koleksiyonları onlara sunuyorum ve seçilen ürünlerle ilerliyor.
Seramik sanatında uzun yıllara dayanan bir birikiminiz var. Bugüne kadar sizi en çok tatmin eden veya gururlandıran proje hangisiydi?
Panorama Müzesi için yapmış olduğumuz 3 adet pano. Bu pano Türkçe tekniklerinin kapısının içinde barındığı adeta çini sanatının retrospektif sergisi gibi olduğu için çok önemsiyor ve gururlanıyorum.
Günümüzde çini ve seramik sanatına ilgi duyan genç sanatçılara veya öğrencilere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Çok fazla var. Çok zengin ve katmanlı bir coğrafyadayız. Sanırım bunun için bir ömür yetmez. Türk çini ve seramik sanatı, teknik yenilik, estetik derinlik ve kültürel sembolizmle dünya sanat tarihinde önemli bir niş işgal eder. Küreselleşme çağında, geleneksel tekniklerin korunması ve modern yorumlarla yaşatılması, bu mirasın gelecek nesillere aktarılması için kritik öneme sahip olduğu kanısındayım.
Röportaj: ALAADDİN ALADAĞ
Sorry, the comment form is closed at this time.