21 Ara Gökyüzüne ‘Uyanık’ Bir Objektif!
Fotoğraf tutkunu Bahattin Uyanık, çocukluk merakını gökyüzüyle birleştirerek amatör ruhla astrofotoğrafçılığa yöneldi. Samanyolu’nu ilk kez gördüğü an hayatının dönüm noktası olurken, gece çekimlerinde evrenin büyüklüğü karşısında insanın küçüklüğünü hatırladığını söylüyor.
Bahattin Uyanık Kimdir? Hayat Hikâyenizden biraz bahsedebilir misiniz?
1986 Konya doğumluyum. Erzurum ve Manisa’da teknolojiye ve görsel sanatlara ilgili bir çocukluk geçirdim. Ortaokul yıllarında babamın aldığı manuel ayarları olan kompakt fotoğraf makinası, iki ilgi odağımı tek bir yerde birleştirmenin heyecanıyla yanımdan ayırmadığım bir parçam halime gelmişti. Üniversite sonrası doğduğum şehir Konya’ya dönüş yaptım. Şuanda Endüstriyel Gıda sektöründe ticaretle hayatımı sürdürüyorum. Evli ve bir prenses babasıyım. Evim ve İşimden kalan zamanlarda tamamen amatör ruhla hobi olarak fotoğrafla uğraşıyorum.
Fotoğrafçılık serüveninizde sizi özellikle gece manzaraları ve astrofotoğrafçılığa yönlendiren etken ne oldu? Gökyüzüne ve geceye bakışınızı değiştiren özel bir anınız var mı?
Çocukluğumdan itibaren gökyüzüne, evrene hayranlığım ve merakım hep vardı, bunun yanı sıra her çeşit fotoğraf türüyle ilgilenmeme rağmen makinamı çok nadir gökyüzüne doğrultmuştum. İşin açıkçası milyonlarca yıldır orada duran yıldızların fotoğrafını çekme fikri hiç bir zaman cazip gelmiyordu.
Ta ki çok değerli arkadaşımın misafiri olduğum köyde önümdeki ağacın arkasında tüm ihtişamıyla duran samanyolunu görene kadar. İlk Samanyolu fotoğrafımıda o gün çektim ve samanyoluna hayran kaldım. Bunun yanı sıra, Gece fotoğrafı ile aile zamanlarından ziyade sadece kendi uyku vaktinden feda etme fikride fazla uyumayan benim gibi biri için çok mantıklıydı.
Gece manzarası çekerken teknik detaylarla estetik arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?
Astrofotoğrafçılıkta çoğu fotoğraf türlerine göre biraz daha fazla sınırlayıcı teknik detay var. Sadece iyi manzaradan ziyade dünyanın dönüşünden ve konumundan kaynaklı aylara, günlere, saatlere göre değişen yıldızların konumlarını, kullandığımız makina ve lensin limitlerini, gökyüzü ve yeryüzündeki farklı ışık koşullarından dolayı çıkacak zorlukları, bilmek gerekiyor.
Tekniğe hakim olduktan sonra fotoğrafı daha çekmeden ne çekeceğimizi tahmin edebiliyoruz. Bu da astrofotoğrafçılığın kolaylığı ve en güzel tarafı diyebilirim.
Duruma göre farklı çekim teknikleri içinden hangisini kullanacağımı düşünerek gözüme en hoş gözükecek kompozisyonu buluyor ve doğru saatin gelmesini bekliyorum. Bazen bir yıl öncesinden plan yaptığım oluyor.
Işık kirliliği günümüz fotoğrafçıları için büyük bir sorun. Siz bu engeli nasıl aşıyorsunuz?
Devamlı artan nüfus ve büyüyen yerleşim yerleriyle beraber Işık kirliliği gece fotoğrafçılarının en büyük düşmanı diyebilirim. Bu engeli aşmanın tek yolu büyük yerleşim yerlerinden en az 50km uzaklaşmak kadrajımızı ışık kirliliğinin tersine doğru kurmak.
Uzun pozlama, yıldız izleri, Samanyolu gibi unsurları işlerken kendinize has yöntemleriniz neler?
Gece fotoğraflarından makinamızın limitlerinde dolaştığımız için gökyüzünün ihtişamını temiz, detaylı ve gözü rahatsız etmeyecek şekilde göstermek istiyorsak çekimden sonra bilgisayarda işleme gerekli bir husus. Tek bir yöntemden bahsetmem doğru olmaz, her koşul için farklı yöntemler var. Ama tercih etmediğim yöntemden bahsetmem gerekirse farklı yerde farklı zamanlarda çekilmiş fotoğrafları birleştirmek zaruri durumlar harici çok tercih etmediğim bir yöntemdir.
Astrofotoğraf sadece gökyüzünü göstermek değil, aynı zamanda izleyiciye bir duygu da aktarıyor. Siz izleyicilerinizin fotoğraflarınızdan ne hissetmesini istiyorsunuz?
Gece fotoğrafçılığı, günlük hayatımızda gözümüzle göremediğimiz bir manzarayı görünür kılmak diyebilirim. Bu yüzden fotoğrafçı fotoğrafına gerek çekim anında, gerekse bilgisayarda işleme sırasında kendi karakterinden ve hislerinden karıştırma şansına sahip.
Ve aynı zamanda ruh halimize göre bir şarkı bizi mutlu ederken, başka bir gün aynı şarkıya hüzünlenebiliriz. Bence fotoğraflarıma bakanlar hissedecekleri duygularda özgürler. Duygu çeşitliliği beni memnun eder.
Peki siz çekim sırasında sahada yıldızların altındayken neler hissediyor veya düşünüyorsunuz?
Yıldızların altında iken ışık yıllarıyla hesaplanan uzaklıkları düşünüp kainatın ihtişamıyla büyülenirken, o nokta gibi gördüğümüz yıldızların büyüklüklerini hayal edip kendini en büyük, en güçlü sanan insanoğlunun aslında zerre bile olmadığının farkındalığıyla, bu hırsların, savaşların ne uğruna olduğunun düşüncelerine dalıyorum.
Gece çekimleri sırasında yaşadığınız en ilginç ya da en zorlu deneyimlerden biri nedir?
Gece çekimi başlı başına ilginç ve zorludur. En karanlık yere gidiyoruz ve fotoğrafımız bozulmasın diye ışık açmıyoruz. Tabi bu durum genellikle gittiğiniz yerdeki yerli halkın şüphesini çekiyor ve akıllara son gelecek şey gece fotoğrafçısı olunca bizi kötü niyetli insanlar sanıp çeşitli sıkıntılar çıkartabiliyorlar. Bu yüzden varsa yakınlarda köy gündüz vakti tanışmak ve ne için orada olduğunuzu belirtmek gerekir.
Çekimlerinizi yaparken en unutulmaz mekân neresi oldu?
Güvenç köyünde tren yolu tüneli benim için en unutulmaz mekandı. Tünel içinden bir kaç kare aldıktan sonra kendimi tehlikeye atmamak için uzun sürecek gökyüzü çekimini tünelin dışından yapma kararı aldım. Ben çıktıktan belli bir süre sonra tren geçti.
Astrofotoğrafçılık Türkiye’de hızla ilgi gören bir alan. Sizce bu alanda ilerlemek isteyen genç fotoğrafçılara en önemli tavsiyeniz ne olurdu?
Ekipman yatırımından önce eldeki imkanlarla denemeler yapmak ve fotoğrafın bu alanından gerçekten keyif alıp alamayacağımızı farketmemizi sağlar. Çünkü bu hobi keyif almayan kişiye eziyete dönüşebilme potansiyeline sahip bir hobi. Sonrasında ne çektiğimizi öğrenmemiz, anlamamız şart. Bu sayede ne zaman, nerede, nereye doğru, nasıl çekebileceğimizi anlayabilir ve fotoğrafı daha çekmeden önce hayal edebiliriz.
Önümüzdeki dönemde gece fotoğrafçılığına dair planladığınız özel bir proje var mı?
Aklımda daha çekmeye fırsat bulamadığım fikirler var. Şartlar sağlandıkça çekmeyi planlıyorum. Yakın zamanda hiç tecrübemin olmadığı bir alanda çalışmam olacak ama içinde bir tutam yıldız tozu olacak.
Röportaj: ALAADDİN ALADAĞ
Sorry, the comment form is closed at this time.