21 Ara Gönüllü Arşivciden Kültürel Miras Yolculuğu
Antalya’nın kaybolmaya yüz tutmuş tarihi değerlerini kendi çabasıyla belgeleyen Orhan Deniz Kaplan, gönüllü bir kültürel hafıza işçisi olarak şehirle insan arasındaki bağları dijital platformlara taşıyor.
Orhan Deniz Kaplan kimdir? Bize hayat hikâyenizden bahsedebilir misiniz?
Merhaba, ben Orhan Deniz Kaplan. 1995 Antalya doğumluyum. İlk, ortaokul ve lise eğitimimi 2001-2013 yılları arasında Antalya’da tamamladım. 2015 yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı ve Teknolojileri bölümünden mezun oldum. Lise öğrenimim ve sonrasında 2011-2013 yılları arasında bir dönem turizm sektöründe çalıştım. 2015 yılından günümüze bilişim sektörü içerisinde e-ticaret alanında çalışma hayatımı sürdürmekteyim. 2016’dan günümüze gönüllü olarak başladığım ve proje haline getirdiğim Antalya Kültür Varlıkları Envanteri Projesini yürütmekteyim.
Antalya’da kültürel miras bilinciyle dijital platformlarda bir sayfa kurma fikri nasıl ortaya çıktı?
2016–2019 yılları arasında Antalya’da ziyaret ettiğim kültür varlıklarını kişisel sosyal medya hesaplarımda düzenli olarak paylaşmaktaydım. Bu paylaşımlar zamanla hem kişisel arşivim için değerli bir kaynak haline geldi hem de çevremdeki birçok kişinin Antalya’nın kültürel mirasına olan ilgisini artırdı. 2019 yılında, bu çalışmayı daha sistematik hale getirerek tek bir platformda toplamak ve Antalya’daki kültür varlıklarının daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak amacıyla bir proje geliştirmeye karar verdim. Bu doğrultuda, hem kendi adımla yayınladığım kişisel web sitemi kurdum hem de ilk ismi “Antalya Kültür Mirası” olan sosyal medya hesaplarını açtım. 2023 yılında isim değişikliğine giderek çalışmayı “Antalya Kültür Varlıkları Envanteri Projesi” adı altında sürdürmeye başladım. Sosyal medya hesaplarımız aktif olarak içerik üretmeye devam ederken, daha önce kişisel web sitemde yayımladığım envanter arşivimi, Kasım 2024’te yayına başlayan antalyakulturenvanteri.com adlı yeni siteye taşıdım. Bu site aracılığıyla Antalya Kültür Varlıkları Envanterini daha sistemli ve erişilebilir bir yapı üzerinde kazandırmayı amaçladım.
Sayfanızın adı da dahil olmak üzere “mirasa sahip çıkma” vurgusu dikkat çekiyor. Bu ismi seçerken nasıl bir yaklaşımınız oldu?
Dönemi ne olursa olsun, ülkemizde ve özellikle Antalya’da bulunan tüm kültür varlıkları benim için aynı değere ve öneme sahip. Bugüne kadar sahada ziyaret ettiğim, özellikle yolu izi unutulmuş, neredeyse görünmez hale gelmiş birçok kültür varlığının korunamadığını görmek beni derinden üzen konular arasında. Doğal etkenlerin yanı sıra insan eliyle tahrip edilmiş, kaderine terk edilmiş ve yok olma noktasına gelmiş bu eserler, aslında kolektif hafızamızın sessiz tanıkları. Kültür varlıklarının; geçmişten gelen tarihsel, toplumsal ve kültürel değerlerimizin bir yansıması ve temel taşları olduğuna inanıyorum. Bu bilinçle, bu değerleri korumak ve gelecek kuşaklara aktarılması yönündeki sorumluluğu, yalnızca kurumların değil, hepimizin taşıması gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle, kültürel mirasın önemini topluma anlatmak, farkındalık yaratmak ve özellikle yerelde koruma bilincini artırmak amacıyla bu alanda bir misyon üstlendiğimi düşünüyorum.
Bu projeyi bireysel bir inisiyatifle mi, yoksa kurumsal bir destekle mi başlattınız?
2016 yılında, tamamen bireysel bir inisiyatifle bu yola çıktım. Yoğun iş hayatımın ve gündelik koşuşturmanın dışına çıkmak, hayatımda anlamlı bir değişiklik yapmak istiyordum. Bu arayış, beni antik kentleri gezmeye yöneltti ve zamanla daha derin, daha bilinçli bir ilgiye dönüştü. Başlangıçta yalnızca bir merak olan bu yolculuk, zamanla Antalya genelinde yürüttüğüm kapsamlı araştırmalara ve kültür varlıklarını sahada tek tek ziyaret etmeye evrildi. Bu süreçte, yalnızca antik kentlerle sınırlı kalmayıp yapmış olduğum araştırmalar ışığında Antalya’da farklı dönemlere ait çok sayıda kültür varlığının olduğunu fark ettim. Zamanla elimde ciddi bir envanter verisi oluştu. Bu birikimi insanlarla paylaşmak ve kültürel mirasımızı görünür kılmak amacıyla, 2019 yılında çalışmamı bir projeye dönüştürdüm. Ulaştığım kültür varlıklarını yeniden gün yüzüne çıkarmak ve geniş kitlelere ulaştırmak, en büyük motivasyonum oldu. 8 yılı aşkın süredir, aynı planlama ve kararlılıkla çalışmalarımı sürdürüyorum. Bu süreçte herhangi bir kurumsal ya da maddi destek almadım; projem tamamen bireysel çabalarımla devam etmektedir.
Paylaşımlarınızda en çok etkileşim alan ya da iz bırakan kültürel miras ögesi hangisiydi?
Kültür varlıklarına ilgi duyan insanlar, hiç görmedikleri veya bilmedikleri farklı yerlerle karşılaştıklarında genellikle hem şaşırıyorlar hem de ilgileri artıyor. Antalya Kültür Varlıkları Envanteri Projesi, diğer sosyal medya hesaplarının aksine bilinenin dışındaki yerleri belgeleyerek bu kültür varlıklarını insanlarla paylaşma konusunda önemli bir fark yaratıyor. Bu yaklaşımımızın, son yıllarda hesaplarımızdaki istatistikler ve takipçilerimizden aldığımız geri dönüşler ile de doğrulandığını görmekteyim. Aksu İlçesi’nde 2024 yılında üzerine kum ocağı şantiyesi kurulan ve Perge ile Magydus Antik Kentlerini birbirine bağlayan Perge-Magydus Antik Yolu son dönemde en fazla etkileşim alan paylaşımlarımızdan biri oldu. Sosyal medya üzerinden konuyu gündeme getirdiğimizde, yerel ve ulusal basında da geniş yankı uyandırdı. Bu süreçte oluşturduğumuz küçük kamuoyu birlikteliği sayesinde, kum ocağı şantiyesi kaldırıldı. Ne yazık ki, bu olumsuz uygulama, Perge-Magydus Antik Yolu’nu vatandaşlarımızın dikkatine sunmuş ve bir başka kültür varlığımızın farkına varılmasını sağlamış oldu.
Arşiv, saha çalışması veya belgeleme süreçlerinde nasıl bir yöntem izliyorsunuz?
Antalya’yı gezmeye başladığım ilk dönemde, çeşitli harita uygulamaları ve kaynaklar kullanarak araştırmalara başladım. Antalya ile ilgili bulduğum kaynakları bilgisayar ortamında derleyip okumaya başladım. Antik kentlerimizle ilgili TV programları, yüzey araştırmaları ve makale tez yazıları gibi çeşitli materyaller de bana çok yardımcı oldu. Bu süreçte, makale ve tez hazırlayan bilim insanlarıyla iletişime geçip, onların desteklerinden faydalandım. Yüz yüze veya sosyal medya aracılığıyla tanıştığım arkeologlar ve akademisyenler ile de sürekli iletişim halinde olup, desteklerini almaya devam ediyorum. Projeyi yürütürken, alanında uzman arkeologlar, eğitimciler ve bilim insanlarıyla tanışmak, projenin bana vermiş olduğu en büyük katkılarından biri oldu. Bunun yanı sıra, Antalya’nın ilçelerinde tanıştığım vatandaşlarla da sürekli iletişimde kalarak şehrin kültürel zenginliğine dair bilgileri topluyorum. Antalya için hazırlanan bazı önemli kitapları edinerek, basılı yayınlardan edindiğim çok sayıda kültür varlığına ulaştım. 2021 yılından itibaren, Koruma Kurulu Müdürlüğünün tescil kararlarını takip ediyorum ve I. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak belirlenen bölgelerdeki kültür varlıklarını projeme dahil ediyorum. Elimde bulunan envanter arşivinin tamamını en kısa sürede antalyakulturenvanteri.com’da yayınlayacağım. Oradaki çalışmalarım devam ediyor.
Envanter oluştururken kamu kurumlarıyla iş birliği yapıyor musunuz?
Envanter oluşturma sürecinde, bugüne kadar kamu kurumlarıyla bir görüşmem ya da doğrudan iletişimim olmadı ve bu süreçte herhangi bir geri dönüş ya da destek almadım. Ancak, saha çalışmaları sırasında, tescilli olmadığını düşündüğüm kültür varlıklarını ilgili kurumlara bildirmekteyim. 2021 yılından itibaren, yasal koruma altına alınmasına katkı sağladığım kültür varlıkları oldu. Ayrıca, sahada tahrip olmuş ve ciddi zarar görmüş kültür varlıklarını, anlık olarak T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Antalya Arkeoloji Müze Müdürlüğü ve Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğü gibi ilgili kurumlara bildirmekteyim.
Antalya gibi turistik bir kentte, yerel halkın tarihi yapılara ilgisini nasıl gözlemliyorsunuz?
Sosyal medyanın hayatımıza entegre olmasıyla birlikte, özellikle Antalya merkezindeki kültür varlıkları ve antik kentlere yönelik yerel halkın ilgisinin gözle görülür biçimde arttığını gözlemliyorum. Katıldığım arkeoloji fuarlarında ve konferanslarda da vatandaşlarımızın bu alanlara olan ilgisinin ne denli yüksek olduğunu yakından takip etme fırsatım oldu. Ancak beni üzen bir konu var: Bazı kişiler, bu kültürel değerleri yalnızca bir fotoğraf objesi olarak görüyor. Sosyal medya fotoğrafçılığının popülerleşmesi, tarihi eserleri bir anlamda görsel tüketim malzemesine dönüştürmüş durumda. Ziyaretçiler eseri görüyor, fotoğrafını çekiyor ama çoğu zaman o yapının ne olduğuyla, hangi döneme ait olduğuyla ya da taşıdığı tarihsel anlamla ilgilenmiyor. Antik kentlerde sıkça karşılaştığım bir durum bu. Elbette bu bir tercih meselesi; herkesin beklentisi ve ilgisi farklı olabilir. Bununla birlikte, bu eserleri gerçekten büyük bir merak ve bilinçle ziyaret eden insanlara da sıkça rastlıyorum. Özellikle pandemi süreci sonrası, Antalya ve çevresinde doğa yürüyüşü yapan grupların sayısında ciddi bir artış yaşandı. Bu gruplarla sahada zaman zaman karşılaşıyorum. Projemizi yakından takip eden, rotalarını kültürel miras noktalarına göre belirleyen bu gruplar sayesinde, şehir hayatından uzaklaşıp hem doğayla hem de doğa içinde saklı kalmış antik kentler ve diğer tarihi yapılarla birebir temas kuran insanlar olduğunu görmek sevindirici.
Sizce Antalya’nın en çok unutulan ya da göz ardı edilen kültürel değeri hangisi?
Yörük kültürü, içinde bulunduğumuz coğrafya açısından büyük bir öneme sahip. Ancak ne yazık ki son yıllarda bu kültürün giderek azaldığını üzülerek gözlemliyorum. Ziyaret ettiğim köylerde, geleneksel yaşam biçiminin yavaş yavaş sona erdiğine tanık oluyorum. Bu değişimin arkasında yoğun kentleşme ile birlikte, 2012 yılında yürürlüğe giren büyükşehir yasasının da etkili olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar belediyelerimiz bu kültürü yaşatmak ve farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli festival ve organizasyonlar düzenlese de, sahada karşılaştığım gerçeklik bunun kalıcı çözümlerle desteklenmesi gerektiğini gösteriyor. Kendi adıma Antalya Kültür Varlıkları Envanteri Projesi kapsamında, Yörük kültürüne ait eserlere özel bir önem vermeye çalışıyorum. Ulaşabildiğim kadarıyla bu kültüre ait camiler, mezarlıklar, çeşmeler, su sarnıçları, kuyular ve eski göç yolları gibi unsurları belgeleyerek kayıt altına alıyor ve dijital arşivimde yayınlıyorum. Bu sayede hem geçmişin izlerini kayıt altına almak hem de bu kültürü gelecek kuşaklara aktaracak bir kaynak oluşturmak istiyorum.
Günümüze ulaşamayan yapılar ya da kaybolmaya yüz tutmuş miraslar konusunda ne tür belgelendirme çabaları içindesiniz?
Bu konuda ayrı bir belgeleme çalışmam olmamakla birlikte, elimde bulunan eski kaynaklara dayanarak günümüzde yerinde göremediğim, kaybolmuş kültür varlıklarını sosyal medyada gündeme taşıyorum. Son 9 yıl içinde fotoğrafladığım ve yerinde gördüğüm bazı kültür varlıklarının, bir şekilde yok edildiğini veya tahrip edildiğini üzülerek gözlemledim. 2021 yılında böyle bir durumu yaşamıştım ve o dönemde, sosyal medya’nın etkisiyle konuyu geniş kitlelere ulaştırmak için basına servis etmiştik. Bu tür kaybolan ve kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalan eserleri farkındalık oluşturmak amacıyla paylaşabilmek adına, 2024 yılında Instagram’da “Geleceğe Miras Antalya” adlı bir hesap açtım. Bu platform üzerinden, günümüze ulaşamayan yapılar ve kaybolmaya yüz tutmuş eserleri takipçilerimle paylaşıyorum. İlerleyen süreçte, belki de bu verileri daha geniş bir arşivde derleyebilmek adına, bir web sitesi üzerinden paylaşmayı düşünüyorum.
Kültürel mirasla sosyal medyayı buluşturmak, hedef kitleniz üzerinde nasıl bir etki yarattı?
Şahsi hesabım ve Antalya Kültür Envanteri sosyal medya hesabımda yapmış olduğum paylaşımlarda doğru bilgi aktarımına her zaman öncelik verdim. Bu konuda kendimi çok şanslı hissediyorum çünkü beni ve projemizi yakından takip eden takipçilerimiz arkeolojiye ve kültür varlıklarına ilgi duyan, eğitimli ve bilgili insanlardan oluşuyor. Ancak, sosyal medyada içerik üreten bazı arkeoloji ve kültürel miras hesaplarının, aynı konsept ve içerikleri bir döngü halinde takipçilerine sunduğunu da gözlemliyorum. Antik kentlere ulaşımın kolaylığı ve görsel içerik açısından zengin olmaları, bu hesapların işini kolaylaştırıyor. Bilinen ve popüler antik kentler dışında, Antalya’daki daha önce görülmemiş, bilinmeyen kültür varlıklarına öncelik veriyor olmam, bu alanlarda araştırmalar yapıp yayın yapmam, hedef kitlemiz üzerinde olumlu bir etki yaratmış durumda. Ayrıca, Eylül 2024’ten itibaren yapmaya başladığım drone destekli envanter çekimleri kültür varlıklarına farklı bir perspektif kazandırarak ayrı bir renk kattı ve projemize pozitif anlamda katkı sağladı.
Görsel kullanımı, anlatım dili ve etkileşim araçları konusunda dikkat ettiğiniz ilkeler nelerdir?
Bilişim sektöründeki meslek hayatım boyunca edindiğim tüm deneyimi, özellikle grafik tasarım alanındaki bilgimi, kültür varlıklarının tanıtımı ve bu alandaki etkileşimi artırmak amacıyla kullanmaya çalışıyorum. Projemiz kapsamında hazırladığım tüm görsel içeriklerde, abartıya kaçmadan ilgi ve dikkat çekici tasarımlar üretmeye özen gösteriyorum. Kültür varlıklarına ilişkin paylaşımlarımı, kopyala-yapıştır anlayışından uzak bir yaklaşımla hazırlıyorum. Sahip olduğum bilimsel kaynaklardan derlediğim bilgileri, çok detaya boğmadan, sade ve anlaşılır bir dille düzenleyerek, başta internet sitemiz olmak üzere sosyal medya hesaplarımız üzerinden takipçilerimizle paylaşmaktayım.
Bu alanda karşılaştığınız en büyük zorluk ne oldu?
Gönüllülük esasına dayalı ve tamamen karşılık beklemeden yürüttüğüm böylesine büyük bir projede, kamu kurumlarından en azından manevi destek görmek isterdim. Özellikle Antalya’nın kırsal bölgelerinde yaptığım saha ziyaretlerinde, yerel halkla zaman zaman ilginç diyaloglar ve yanlış anlaşılmalar yaşayabiliyorum. Bu tür durumların önüne geçebilmek adına, 2023 yılında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, Antalya’daki kültür varlıklarının fotoğraflanması ve belgelenmesi konusunda yazılı bir başvuruda bulunmuştum ancak bu başvuruma olumlu dönüş yapılmadı. Kurumlarımızın ilgisizliği, zaman zaman moral bozukluğu yaratabiliyor. Buna rağmen, sahada karşılaştığım zorlayıcı coğrafi koşullar bile bu işin ayrı bir keyfi haline geliyor. Zorluklara rağmen bu çalışmaları sürdürüyor olmak, benim için büyük bir anlam ifade ediyor.
Kültürel mirasa ilgi duyan yeni gönüllülere veya araştırmacılara nasıl bir yol önerirsiniz?
Öncelikle, çalışma yapılacak alanın net bir şekilde belirlenmesi ve planlanması büyük önem taşıyor. Kültürel miras üzerine yapılan her türlü çalışma; zaman, emek ve sabır gerektiriyor. Bu yolculukta çeşitli zorluklar ve engellerle karşılaşmak kaçınılmaz olabilir. Ancak kişisel deneyimime dayanarak söyleyebilirim ki; sabır, pozitif düşünce ve bu alana duyulan gerçek sevgi, başarıya ulaşmanın en önemli anahtarlarıdır. Çalışmalarda yararlanılacak yerel ve ulusal kaynakların yanı sıra, oluşturulacak çevrenin de sürece büyük katkısı olur. Arkeoloji ve kültürel miras alanında çalışanların yer aldığı çevrimiçi forumlara, toplantılara, fuarlara, sosyal medya gruplarına ve akademik topluluklara mutlaka katılım sağlanmalıdır. Bu tür etkileşimler hem bilgi paylaşımını artırır hem de ortak projeler için yeni kapılar açar. Ayrıca, miras yönetimi, koruma teknikleri ve dijital arşivleme gibi konularda düzenlenen konferans ve eğitim programlarının da takip edilmesini ve bu fırsatlardan en iyi şekilde yararlanılmasını önemli buluyorum.
Kültürel miras konusunda dijital platformlarda daha fazla proje yapılabilmesi için ne tür çalışmalar planlıyorsunuz?
Tüm enerjimi ve zamanımı şu anda Antalya Kültür Varlıkları Envanteri Projesine ayırmış durumdayım. Kağıt üzerinde tespit ettiğim kültür varlıklarını sahada tek tek ziyaret ederek bu çalışmayı kendi adıma tamamlamayı hedefliyorum. Şu an için dijital platformlarda planladığım özel bir çalışma bulunmamakla birlikte, bu alanda bir ihtiyaç ya da destek talebi olursa her zaman yardımcı olmaya hazır olduğumu belirtmek isterim.
Antalya dışında başka şehirlerde de benzer çalışmalar yapmayı düşünüyor musunuz?
Şimdilik Antalya dışında başka bir şehirde çalışma yapmayı planlamıyorum. Ancak Antalya’ya yakınlığı nedeniyle, 2018 yılında Burdur ilimizde de benzer bir envanter çalışması yapmayı hedeflemiştim. Ülkemizin birçok şehri gibi Burdur da kültür varlıkları açısından son derece zengin bir il. Sagalassos, Kibyra, Kremna, Boubon ve Sia gibi önemli antik kentlerin yanı sıra, Selçuklu dönemine ait İncir Han ve Susuz Han gibi tarihi kervansaraylar da bu bölgenin kültürel mirasında önemli bir yere sahip. 2018 yılında Bucak çevresi başta olmak üzere, Burdur il merkezi içindeki bazı kültür varlıklarını fotoğraflayarak arşivlemiştim. Aynı zamanda, yapmış olduğum araştırmalar doğrultusunda bir envanter haritalandırma çalışması da gerçekleştirdim. Ancak Antalya’daki kültür varlıklarının sayısının oldukça fazla olması ve tüm dikkatimle bu projeye yoğunlaşma ihtiyacım nedeniyle, Burdur’daki çalışmaları devam ettiremeyerek projeyi askıya almak durumunda kaldım.
Röportaj: ALAADDİN ALADAĞ
Sorry, the comment form is closed at this time.