Hayatı Çizerek Anlatıyor
389
wp-singular,post-template-default,single,single-post,postid-389,single-format-standard,wp-theme-bridge,bridge-core-1.0.5,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,transparent_content,qode-theme-ver-18.1,qode-theme-bridge,disabled_footer_bottom,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-6.0.2,vc_responsive

Hayatı Çizerek Anlatıyor

Karikatüristlik önemli sanat alanlarından biri olarak dikkat çekiyor. Özellikle sosyal medyanın yaygınlaştığı son dönemlerde, ülkemizde ve dünyada gelişen her türlü olay karşısında ortaya konulan bakış açısıyla daha fazla kitlelere ulaşan karikatüristler, bu yolla kendilerini de geliştiriyorlar. Bu anlamda karikatüristlik önemli bir noktaya gelmiş durumda. Konya’dan bu alanda önemli işler ortaya koyan karikatürist Mustafa Dursun, karikatüristlikle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Karikatüristliğin kendisine deden geçtiğini belirten Dursun, karikatürlerinde ilham kaynağının ise hayatın ta kendisi olduğunu kaydetti

Mustafa Dursun kimdir? Hayat hikâyenizden biraz bahsedebilir misiniz?

16.04.1986 Ağrı / Eleşkirt doğumlu, ilk-orta ve lise eğitimini Konya’da tamamlamış sonrasında üniversite eğitimi için ailesinden yüzlerce kilometre uzağa KARS a giderek üniversite eğitimini tamamlamış çizgi tutkunu bir eğitimciyim. Konya’da ikamet etmekteyim.

Eğitimci bir ailenin çocuğu olarak baba mesleği öğretmenliği seçtim. Yaklaşık 8 yıldır da eğitim sektörünün farklı kademelerinde görev yapmaktayım.

 

Sizi öğretmen olmaya yönlendiren sebep neydi? Niçin eğitimci oldunuz?

Bir önceki soruda belirttiğim üzere babam öğretmendi ve rol model olarak hayatım boyunca onu örnek aldım. Kendisi de benim gibi sanatla ilgilenen bir eğitimciydi. Birçok yönümüzle benzediğimiz için benim meslek seçimimde etkin rol oynadı. Kendimi bildim bileli ailece eğitim sektöründe yer alıyoruz ve diyebilirim ki tüm sosyal çevremiz de bu yönde gelişti. Bir konuyu ya da bir durumu anlattıktan sonra karşı tarafta bıraktığı etki ve anlama durumu beni hep etkiledi. Kendimi de bu yöne yatkın olarak tanımladığım için mesleğimi bu özgüvenle seçmiş oldum.

Öğretmenliğinizin yanı sıra karikatür sanatıyla da ilgilendiğinizi biliyoruz. Karikatür sanatına nasıl başladınız?

Büyük dedemiz bir taş şekillendirme işiyle uğraşırmış. Kendisi 1910’lu yılların başında Rusya’ya esir düşmüş ve bu sırada sanatını ilerletmiş. Sonrasında esaret hayatı bitmiş ve memleketinde taş işleme sanatına devam etmiş. O dönemlerde çok sıkıntı yaşamış ama sanatını hiç bırakmamış. Sanata yatkınlığımızın dedemizden geldiğini düşünüyorum. Babam da ben yaşlarda uzun yıllar yağlı boya tablo ve hat sanatı ile ilgilenmiş. Küçükken hatırlarım tabloları evin her yerinde asılıydı. Babamızın sanata olan ilgisini görünce bir yerden başlamaya itti beni. Maddi durumumuzun pek iyi olmadığı yıllarda özel bir okulda indirimli okumak nasip oldu. Sınıf arkadaşlarımla aramızdaki gelir uçurumu o dönemde beni çok etkilemişti ve kendimi soyutlamıştım. Teneffüslerde sınıfta sürekli çizgi film karakterleri çizmeye başladım. Etrafımdakilerin hoşuna da gittikçe çizgiler beni iyice içine çekmeye, kendi büyülü dünyasına davet etmeye başladı. Para karşılığı çizmeye başladığım ve kendi harçlığımı çıkardığım dönemler benim dönüm noktam oldu… Sonrasında devamı geldi zaten.


Karikatür sanatının geçmişinin batıda Rönesans Dönemine kadar gittiğini biliyoruz. Acaba karikatürün Türk tarihindeki gelişimi nasıl olmuş?

1870’ten 1873’e kadar haftada üç gün yayımlanan Teodor Kasap tarafından çıkartılan ilk Türkçe mizah dergisi Diyojen’de Ali Bey, Namık Kemal, Ebüzziya Tevfik, Ahmet Mithat Efendi gibi devrin önde gelen edebiyatçıları yer almıştır. Sonrasında 1908’de İkinci Meşrutiyet Dönemi’nde ancak 36 sayı yayımlanan mizah dergilerinden Boşboğaz ve Güllabi’nin sahibi Hüseyin Rahmi Gürpınar’dır. Derginin yazı kadrosunda Ahmet Rasim de vardır. Karikatür aslında Avrupa’dan esinlenerek başlanılmış bir sanat dalı olduğu düşünülse de asıl temelini minyatür sanatının oluşturduğunu düşünüyorum. Batının bilimdeki hırsızlığını sanat dallarında da göstererek bizim sanat eserlerimizden aldığını düşünüyorum.

Karikatür konusunda Konya’nın yeri neresi? Birazcık da Konya’da bu sanatın gelişimiyle ve günümüzdeki durumuyla ilgili bilgi verebilir misiniz?

Sağ olsun Konya Büyükşehir Belediyemiz 2 yıl öncesine kadar Konya Meslek Edindirme (Komek) merkezlerinde tarafıma kurs açtı ve destekledi. Bu sayede sayısını hatırlayamadığım öğrencilerim oldu hatta orada tanıştığım öğrencilerimle özelde iş yapma imkânı buldum. Bu tarz çağımız sanatlarının öğretildiği kursların açılması hem Konya adına hem de ülkemiz adına büyük şans olduğunu düşünüyorum. Zaman ayırmayı ve odaklanmayı gerektiren karikatür sadece çizim yeteneği ile çözülebilecek bir iş değil. Aynı zamanda mizah yönünüzün de gelişmiş olması, hayata bakışınızın da herkesinkinden farklı olması lazım. Özetle pirincin içindeki taşı bulmak lazım.

Karikatür çizerken nelerden esinleniyorsunuz, neler size ilham kaynağı oluyor?

Karikatür de kendi içerisinde branşlara ayrılmakta. Uzun yıllar çizgi film karakterlerine odaklanarak çizim yeteneğimi geliştirdim. Sonrasında siyasetin ağır bastığı dönemlerde siyasi karikatürlere yöneldim. Şimdi sadece ülkemize değer katmış ve tarihe iz bırakmış karakterleri çizmeye çalışıyorum yani portre karikatüre yöneldim. Tabii her dönemde etkilendiğimiz durumlar ve şartlar farklılık gösterdi. Temel ilham kaynağım hayatın ta kendisi. Yaşımızı aldıkça hayata bakışımız değişiyor ve sanatımızda bu değişimlerden etkileniyor. Bugüne kadar haberleri izleyerek elime kalemi ve kâğıdı aldığım olayları incelediğimde ülkemizin siyasi gidişatının ön planda olduğunu düşünüyorum ki örnek olarak gezi olaylarını verebilirim. Gezi olayları sırasında tüm sosyal medya hesaplarım şikayetler üzerine askıya alındı. O dönem kesinlikle ülkem adına bir şeyler yapmam gerekiyordu ve ülkeme zarar veren bu olayı her yönüyle ele aldım.


Karikatürle ilgili yayımlanmış bir albümünüz ya da proje halinde bir çalışmanız var mı? Çalışmalarınız bugüne kadar hangi yayın organlarında yer aldı?

2012 yılında Doğu Anadolu bölgesinin ilk karikatür sergisini açtım. Misvak ve Sumak gibi dünya görüşüme yakın online dergilere çizimler verdim. Bunun dışında kendi çapımda ülkeme katkıda bulunacak araçlar tasarladım ve çizerek proje olarak gönderdim. Bir kısmını da halen çizmekteyim. Şunu söylemek istiyorum çizim yeteneğinizi geliştirirseniz soyut olan hayallerinizi resmedebilir ve toplumumuzu faydalı projeler haline getirebilirisiniz.

Son olarak karikatüre heveslenen ve bu işe başlamak isteyen çocuklara, gençlere neler tavsiye edersiniz?

Karikatür okurlarının çoğu işin mizah kısmıyla ya da çizgi kısmıyla ilgileniyor. Bu iki kısmına da hâkim olmak gerekiyor. Çizim yeteneğinizi geliştirdikten sonra bunu vücudunuzun bir parçası olarak şekillendirir ve kabullenirseniz zamanla uçuk düşünceleri resmetme, farklı bakış açınızı kâğıda aktarma isteğiniz tavan yapıyor. Üşenmeden, zamana yayarak ve istikrarlı bir şekilde sarılmak gerekiyor…

RÖPORTAJ: ALAADİN ALADAĞ 

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.