Kutsal Bir İş Yapıyoruz
592
wp-singular,post-template-default,single,single-post,postid-592,single-format-standard,wp-theme-bridge,bridge-core-1.0.5,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,transparent_content,qode-theme-ver-18.1,qode-theme-bridge,disabled_footer_bottom,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-6.0.2,vc_responsive

Kutsal Bir İş Yapıyoruz

Konya’nın simgesi olan Mevlana Türbesi’ndeki Kubbe-i Hadra’da tarihinde 8’inci kez yapılan restorasyon çalışmaları kapsamında yeni çiniler Konya protokolünün katılımı ile Cuma günü monte edilmeye başlandı. Restorasyon kapsamında aslına uygun şekilde, Selçuklu geleneğine göre yapılan çiniler, tek tek daha dayanıklı ve estetik olacak. Çinilerin yapımını üstlenen Kemal Güler, “Toplam olarak 8 bin 200 parça civarında çini var. Biz bu çalışmalarımızda geçmiş dönemde çok parçacılıktan dolayı çok hasar gördüğü için bazı yerleri birleştireceğiz. Biraz azalacak ama sonuçta iyi bir şey çıkacak. Şu anda kaç parça azalacağını bilemiyoruz. Çok parçalı olanları birleştiğimiz için tek parçaya dönüşecek. Kalite artacak, teknik dayanıklılığı artacak ve estetik görünüm artacak” dedi. Kubbe-i Hadra’nın çinilerinin detaylarını paylaşan Güler, önemli açıklamalar yaptı.

Kemal Güler kimdir? Biraz hayat hikâyenizden bahsedebilir misiniz?

Ben Kemal Güler, 1964 Konya doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Konya’da tamamladım. Selçuk Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü arkeoloji bilim dalından mezun oldum. Öğrenciliğim zamanında hobi olarak seramik çalışmalarım vardı. Mezun olduktan sonra bir atölye kurarak bunu üretim bazında devam ettirmeye karar verdim. Yaklaşık 30 yıllık bir atölye burası. Üretim tekniği tamamen geleneksel klasik çiniler olan klasik Osmanlı, klasik Selçuklu çinileri üzerine çalışmalar yaptım. Çalışmalarımızın iyi bir noktaya geldiğini düşünüyorum. Sürekli olarak Osmanlı ve Selçuklu döneminde kullanılan teknikleri daha ileriye taşımaya çalıştım. Çini üretimine yeni formüller ve teknikler ekleyerek ilerlemeye çalıştım.

Çini sanatıyla uğraşmanızın özel bir sebebi var mı? Bu sanatı kimden öğrendiniz?

Öğrencilik yıllarımda hobi olarak sevdiğim için seramik ve çini ile uğraşmaktaydım. Üniversiteden mezun olduktan sonra bunu atölye düzeyinde devam ettirdim. Profesyonel olarak çalışmaya başlamadan önce zaten bilgim vardı.

Çinicilik tam olarak nedir? Çiniciliğin bizdeki tarihî sürecinden bahseder misiniz?

Türk-İslam medeniyetinde ilk çini örneklerini Karamanlılarda görmekteyiz. Karamanlılarda gördüğümüz örnekler sırlı tuğlalar şeklindedir. Bu ilk örnekler genelde mimari yapılarda kullanılan sırlı tuğlalardır. Çini sanatının tam zenginleşmesi Büyük Selçuklu döneminde gerçekleşmiştir. Sırlı tuğlaların yanına kap kaçak, vazo gibi dekoratif ürünler de ekleniyor ve Türklerde çini sanatı zenginleşmeye devam ediyor. Çinicilik ilk olarak Anadolu Selçukluları ile Anadolu’ya gelmiştir. Anadolu Selçuklularından sonra Osmanlı döneminde çinicilik İznik’te devam ediyor. Bu kadim geleneği şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nde bizim gibi ustalar devam ettirmeye çalışıyor.

Çini sizin için ne ifade ediyor yahut temsil ettiği bir şey var mı?

Şöyle bir hikâye ile anlatayım; Bir gün oduncunun biri odun keserken yanına biri gelmiş. “İşte ben oduncuyum, odun kesiyorum, sen ne yapıyorsun?” demiş, o da “Ben hattatım, hat yazarım” demiş. Oduncu “Sen hiç rüyanda hat yazıyor musun?” demiş. Hattat da “yok” demiş. Oduncu “Ben rüyamda odun keserim. Rüyanda hat yazmadıysan daha hattat olamamışsın…” demiş. Oduncunun misali ben rüyamda bile çini yapıyorum. İşin özeti bu…


Bu sanatın hammaddesi nedir? Yapımında hangi malzemeler kullanılıyor?

İki tür çini vardır. Bir topraktan yapılma çini vardır, Kütahya tarzı dediğimiz bu tür genelde seri üretim yöneliktir. Bir de Büyük Selçuklu’dan itibaren gelen ve Osmanlı döneminde İznik’te devam eden çini türü vardır. Bu türe yüksek kuvarslı taş çini tekniği deriz. Şu anda bizler Büyük Selçuklu’dan gelen yüksek kuvarslı dediğimiz modeli devam ettiriyoruz. Bizim çinilerimizde toprak kullanılmaz. Yüzde seksen oranında kuvars, yüzde on civarında kil, yüzde on cam birleşimi kullanılır. Bu tekniğin üretim ve ustalığı zordur. Uzun yıllar deneyim ve birikim ister. Türkiye’de bu tür çini sanatını devam ettiren ustaların sayısı bir elin parmak sayısını geçmez. Oysa diğer teknikle üretime devam eden yüzlerce atölye vardı


Desenlerin kökenleri hakkında bilginiz var mı? Çini sanatında kullanılan desen ve motiflerin manası nedir?

Bizim geleneksel çini sanatımızda genelde mavi ve mavinin tonları hakimdir. Biz Türkler genellikle maviyi severiz. Ben tam gelenekçiyimdir. Genel olarak geleneğin dışına çıkmam. Türk çini sanatında bazı dönemlerde farklı renkler de kullanılmış ama bu geçici olmuş. Çok renklilik istisnai bir durum. Mesela sarı renk sadece Beylikler döneminde var. Diğer taraftan İznik’in gerileme döneminde çok renklilik var. Oysa klasik dönemlerde yaygın olarak mavinin tonları kullanılmıştır.

Genellikle hangi renk tonları kullanılmaktadır? Hâkim olan bir renk var mı?

Motiflerin anlamı konusunda çiniyi Selçuklu ve Osmanlı dönemi olarak ayırmak lazım. Selçuklu çinilerinde genellikle semboller yüklüdür. Bu dönemde çinilerde devlet sembolleri, güç sembolleri, bereket sembolleri kullanılmıştır. Osmanlı döneminde ise laleler, sümbülller, karanfiller gibi bitkisel motifler kullanılmıştır. Yani bir cennet bahçeleri oluşturması çabası vardı. Mesela Selçukluların bir kısmında nar ikram eden Selçuklu kızı vardı. Bu bereket sunma anlamına geliyordu. Mesela balık da bereket simgesiydi. İnsan başlı hayvanlar güç ve koruma anlamına geliyordu. Çift başlı kartal figürü ise devleti sembolize ediyordu.

Kubbe-i Hadra olarak da bilinen Hz. Mevlâna’nın türbesinin restorasyonu yapılıyor. Kubbenin çinilerini siz yapıyorsunuz. Kubbenin çinilerini yapmak nasıl bir duygu?

Bazen dönüp ben mi yapıyorum diye kendi kendime soruyorum. Yaptığım halde kendi kendime soruyorum. Manevi bir haz var tabi. Bu bizim için aslında kutlu bir görev. Bu görev işten öte bir şey… İş olarak yapmıyoruz, kutlu bir görev olarak yapıyoruz. Öncelikle hepimizin gurur duyacağı güzel bir eseri ortaya çıkarmaya çalışıyoruz.

Kubbede ne kadar çini var? Biraz bahsedebilir misiniz?

Toplam olarak 8 bin 200 parça civarında çini var. Biz bu çalışmalarımızda geçmiş dönemde çok parçacılıktan dolayı çok hasar gördüğü için bazı yerleri birleştireceğiz. Biraz azalacak ama sonuçta iyi bir şey çıkacak. Şu anda kaç parça azalacağını bilemiyoruz. Çok parçalı olanları birleştiğimiz için tek parçaya dönüşecek. Kalite artacak, teknik dayanıklılığı artacak ve estetik görünüm artacak.

Kubbe çinilerinin yapımı ne kadar sürüyor? Bu çinilerin bir özelliği var mı?

Kubbe çinileri son halini almadan önce yedi-sekiz defa işlemden geçiyor. Hamurun ilk aşaması zaten bir formülden oluşuyor. Hamur oluştuktan sonra ahşap kalıplara basılıyor. Ahşap kalıplara basıldıktan sonra çiniler biraz kendini toplaması için bir gün kadar beklemeye alınıyor. İlk etapta çinilerin ebatlaması yapılıyor. Sonra şablon konularak kesme ve düzeltmesi yapılıyor. Kubbenin çinileri genellikle kavisli. Sadece etek kısmındaki çiniler düz çini. Ana gövdedeki ve külah kısmındaki çiniler kavisli olduğu için kesim işleminden sonra çinileri kavis kalıplarına koyuyoruz. Kavis kalıbından sonra kış aylarında 45 gün civarında kuramaya bırakıyoruz. Yaz ve bahar aylarında bu kuruma süresi 20-25 güne kadar iniyor. Kuruma gerçekleştikten sonra ikinci ebatlama işlemine geçiyoruz. Daha sonra üzerini daha düzgün hale getirmek için zımpara yapıyoruz. Zımparadan sonra perdahlama aşamasında çinileri biraz daha sıkıştırıp daha düzgün görünmesini sağlıyoruz. Perdahlama yapıldıktan sonra 10-15 gün civarında kurumaya bırakıyoruz. Daha sonra sırlanıyor. Sırladıktan sonra tekrar 4-5 gün kurumaya bırakılıyor. Bu işlemden sonra ise fırınlama aşamasına geçiliyor. Fırınlama beş gün sürüyor. Böylece işlem tamamlanmış oluyor.

Peki, kubbenin çinileri nasıl yapıldı? Bu süreç nasıl başlandı?

Bu işin yürüyüşü şöyle oldu. Kültür Bakanlığı ilk olarak bir bilim kurulu oluşturdu. Bilim kurulunda alanında yetkin ve bilgili hocalar bulunuyor. Bilim kurulu hocaları Türkiye’de bu işi yapan kişilerden test numuneleri istediler. Bu numuneler Eskişehir’de bulunan Anadolu Üniversitesi’ne bağlı Seramik Araştırma Merkezine gönderildi. Numuneler yaklaşık yedi-sekiz kalemden oluşan testlere tutuldu. Bu testler içinde termal şok, dona dayanaklılık, su emme oranı, basınç deneyi, kimyasallara karşı dayanıklılık gibi testler bulunuyordu. Bu testlerin sonucuna göre karar verildi. Bu testler sonucuna göre bizim ürettiğimiz çiniler açık ara farkla birinci geldi. Bunun üzerine çinilerin bizim atölyemizde yapılmasına karar verildi.

Kubbe restorasyonu ve kubbe çinilerinin yapılmasında emeğiniz var. Neler söylemek isterseniz?

Bu tarif edilecek bir duygu değil, hislerimi dile getiremiyorum. Söylediğim gibi bazen kendi kendime üretim devam ederken ben mi yapıyorum diye soruyorum. Hz. Mevlâna’nın külliyesine hizmet etmek tarifi olmayan bir duygu.

RÖPORTAJ:ALAADDİN ALADAĞ

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.