Muhacire Ensar Olmalıyız!
291
wp-singular,post-template-default,single,single-post,postid-291,single-format-standard,wp-theme-bridge,bridge-core-1.0.5,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,transparent_content,qode-theme-ver-18.1,qode-theme-bridge,disabled_footer_bottom,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-6.0.2,vc_responsive

Muhacire Ensar Olmalıyız!

Ülkemizde farklı ülkelerden 110 bini aşkın uluslararası öğrencinin öğrenim gördüğünü hatırlatan UDEF Başkanı Mehmet Ali Bolat, Türk milletinin bu öğrencileri misafir olarak görmesi gerektiğini belirterek yardım çağrısı yaptı

Mehmet Ali Bolat kimdir? 

1981 yılında Almanya’nın Moers kentinde doğdu. Ailesi ile birlikte memleketi olan Kayseri’ye 1984 yılında geldi. İlköğrenimini Yukarı Senirköy İlkokulu’nda 1991’de tamamladı. Orta öğrenimini Yahyalı Anadolu İmam Hatip ve İmam Hatip Lisesi’nde 1997’de bitirdi. 1997-2001 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde lisans eğitimine devam etti. Ardından İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde, Ortaöğretim Alan Öğretmenliği Yüksek Lisans programı çerçevesinde Tarih Öğretmenliği alanından 2002 yılında mezun oldu. Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Yönetimi Anabilimdalı, Uluslararası Ekonomi Politik ve İşletmecilik Bilimdalı’nda “Çatışma ve Birleşme İkileminde Kuzey Kafkasya” adlı yüksek lisans tezini 2005’te bitirdi. Evli ve üç çocuk babasıdır. Türkiye’de son yıllarda çok sayıda yabancı öğrenci öğrenim görüyor. Bu öğrenciler eğitimlerini aldıktan sonra kendi memleketlerinde gönüllü elçiler konumuna geliyor. Bu kapsamda Türkiye’de çeşitli kurum ve kuruluşlar, yabancı öğrencilere yönelik faaliyetler yürütüyor, bu öğrencilerin Türkiye’de sorun yaşamamaları konusunda çalışmalar yürütüyor. Bunlardan biri de Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonu (UDEF). UDEF Başkanı Mehmet Ali Bolat, uluslararası öğrenciler konusunda yaptıkları çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Türk milletinin uluslararası öğrencileri misafir olarak görmesi ve elinden gelen yardımı yapmak için gayret sarf etmesi gerektiğinin altını çizdi. Bolat, “Ensar muhacir kardeşliği diyoruz buna. Muhacirler geldiğinden ensar ne yapmışsa biz de onu yapmaya çalışıyoruz” diyerek UDEF olarak ellerinden geleni yaptıklarını söyledi.

UDEF nedir? UDEF hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonu (UDEF) 2012 yılında 11derneğin bir araya gelerek kurmuş olduğu bir federasyondur. Şu an 56 dernek ve 25 il temsilciliği beraber Türkiye genelinde çalışan UDEF sadece uluslararası öğrencilerle ilgilenen ve bu alanda faaliyet yapan bir sivil toplum kuruluşudur.2004 yılından beri UDEF’in ilk derneği SADER ile başlayan bu faaliyet yaklaşık 13 yıldır devam ediyor. Biz Türk öğrencilere, mültecilere ve diğer konulara dair çalışmalar yürütmüyoruz. Biz sadece Türkiye’ye gelen uluslararası öğrencilerle ilgileniyoruz. Türkiye genelinden şu an 110 bini aşkın uluslararası öğrenci var. Bu rakamın 35 bini kadarıyla biz birebir tanışıyoruz, görüşüyoruz, kaynaşıyoruz. UDEF olarak Türkiye’ye gelen öğrencilere rehberlik ve danışmanlık yapıyoruz. Türkiye’ye ilk geldikleri andan itibaren onları karşılayıp her türlü yardımda bulunuyoruz. Hangi üniversiteye gidecekleri ve üniversite sınavlarına hazırlık konusunda da yardımcı oluyoruz. Türkçe kurslarımız ve üniversiteye hazırlık kurslarımızla ilk aşamada destek veriyoruz. Üniversite okuyanların kalacak yer, ikamet işlemleri, okul dönemi staj işlemleri ile de yakından ilgileniyoruz. Bir öğrenci Türkiye’de beş yıl kalıyorsa bir yıl Türkçe, dört yıl da üniversite öğrenimi görüyor ve bu beş yıl içerisinde biz o misafir öğrenciye her türlü desteği veriyoruz. Beş yıl içerisinde iyi ve kötü gününde yanında oluyoruz. Gerek maddi gerekse manevi yönden öğrencilerin her türlü ihtiyacını çözmeye çalışıyoruz.

Türkiye’de ne kadar yabancı öğrenci var? Türkiye’ye hangi ülkelerden öğrenci geliyor?

Biz ilk kurulduğumuz günden beri yabancı öğrenci tanımına karşı çıkan bir oluşumuz. Biz ülkemize gelen öğrencilerin tamamını misafir öğrenci olarak görüyoruz. Resmî anlamda uluslararası öğrenci olarak tanımlanan bu kardeşlerimizin her biri bizim için misafir konumundadır. Ülkemizde 110 bini aşkın uluslararası öğrenci var. Ortadoğu, Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya’dan gelenler çoğunlukta fakat 2010 yılından itibaren Afrika’dan gelenlerin sayısında da bir hayli artış oldu. Bunun yanı sıra Güney Asya’dan gelenlerin sayısında da artış oldu. Son dönem Güney Amerika’dan da öğrenci gelmeye başladı. Şuan 203 ülke ve bölgeden ülkemizde öğrenci bulunmaktadır. Tabii ki İslam coğrafyası en büyük yoğunluğu oluşturuyor. Hangi ülkeden gelirse gelsin herhangi bir ayrım yapmadan ülkemize yükseköğrenim görmeye gelen kardeşlerimize ev sahipliği yapmaya devam ediyoruz.

Misafir öğrenciler neden Türkiye’yi tercih ediyorlar?Genellikle hangi bölümlerde okuyorlar?

Genellikle hangi bölümlerde okuyorlar? Uluslararası öğrenciler çeşitli sebeplerle Türkiye’yi tercih ediyorlar. Birincisi Türk eğitim sistemi dünya standartları ortalamasının üstünde bir eğitim kalitesine sahip. Tabii ki Türkiye’den daha iyi noktada olan ülkeler var. Ülkemizde eğitimin daha iyi noktalara gelmesini temenni ediyoruz ve bu gayreti de gösteriyoruz ama dünya geneline baktığımızda evet biz ortalamanın üstünde bir ülkeyiz. O yüzden öğrenciler iyi eğitim alabilmek için, kaliteli eğitim alabilmek için Türkiye’yi tercih ediyorlar. Buna bağlı olarak aslında Türkiye’den daha çok eğitim alacakları ülkeler var. Örneğin Amerika ve Avrupa’daki ülkelere baktığımızda Türkiye’den çok daha pahalı ülkeler bunlar. Okul harçları yüksek, yaşam maliyetleri fazla, Türkiye bunlara göre uygun maliyetli bir ülke. Türkiye’de hem güzel eğitim alıyorsunuz hem de çok büyük masraflara girmiyorsunuz. O yüzden Türkiye eğitim konusunda tercih edilen bir ülke. Tabi Müslüman bir ülke oluşu da Türkiye’ye öğrenci gelişinde çok çok önemli bir etken. Doğu ve batı arasında batı düşüncelerine sahip, laik bir ülke oluşu Türkiye’ye öğrenci çekimini sağlayan bir etken. Bütün bunlara baktığımızda coğrafi yakınlığı, dil birliği, din birliği Türkiye’ye öğrenci gelişini artırıyor. Geçmişte daha çok mühendislik bölümlerine, teknik bölümlere, sayısal bölümlere ve tıp fakültesine daha çok öğrenci geliyordu ama şu an bu bölümlere öğrenci gelmekle beraber sosyal bilimler, ilahiyat fakültesi, siyasal, gazetecilik, sanat tarihi, konservatuvar gibi aklınıza gelebilecek her bölüme öğrenci geliyor.

Eğitimini bitiren öğrenciler ülkelerine geri dönüyorlar mı?

Mezun olan öğrenciler eğer yüksek lisans veya doktora yapmıyorlarsa yüzde 80 gibi büyük bir oranda ülkelerine geri dönüyorlar. Savaş ve ülkesinde problem olan öğrencileri saymazsak normal herhangi bir ülkeden gelen öğrenci eğitimi alıyor ve ülkesine geri dönüyor. Bir kısmı da Türkiye’de kalıyor. Bu bazen vatandaşlık alarak, bazen çalışarak, bazen de eğitimine devam ederek oluyor. Ama büyük bir kısmının döndüğüne şahidiz. Şu an Türkiye’nin 160 ülkede 100 binden fazla mezunu var. Bu da gerçekten güzel bir rakam. Mezunlarımız siyaset, ticaret, sanat, eğitim gibi her konuda etkin bir şekilde ülkelerinde hizmet veriyorlar.

UDEF olarak misafir öğrenciler için ne tür faaliyetler yürütüyorsunuz?

Türkiye’de kaldıkları süre içerisinde bazen resmiyetle alakalı problemler oluyor. Resmî işlemler konusunda yardımcı oluyoruz. Bazen avukata, bazen doktora ihtiyaçları oluyor. Aklınıza gelen her konuda yardımcı oluyoruz. İki bin beş yüz kadar öğrenciye burs veriyoruz. Ülkemizi onlara anlatmak için bizim eğitim faaliyetlerimiz, kültür, spor faaliyetlerimiz, gezilerimiz oluyor. Türkiye’ye adapte olabilmeleri için bazen de sosyal ve kültürel faaliyet yaparak misafir öğrencilerimizle halkımızı buluşturuyoruz. Bir öğrencinin sinemadan tutun da bursa varıncaya kadar tüm maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. Ramazan ve Kurban bayramlarında ülkelerine gidemeyen öğrencileri evlerimize davet ederek onlara mahzun bırakmıyoruz. O gün onun memleket özlemine ortak olmaya çalışıyoruz. Biz 365 gün bu anlamda öğrencinin yanında olmaya çalışıyoruz. Ensar muhacir kardeşliği diyoruz buna. Muhacirler geldiğinden ensar ne yapmışsa biz de onu yapmaya çalışıyoruz. Kız istemeye gidiyoruz, çocuğu dünyaya geliyor yanında yer alıyoruz. Düğününde şahitlik ediyoruz, bazen annesi, babası yakın akrabası, dayısı, amcası, abisi oluyoruz. Ev tutmak isteyen öğrencilerimize kefil oluyoruz. İnsani anlamda ne gerekiyorsa onu yapmaya çalışıyoruz. Binlerce öğrenci var, vefat eden öğrencilerimiz oluyor. Trafik kazalarında, hastalıklarda, cenazelerinde yanlarında bulunuyoruz. Elimizden gelen ne varsa onu yapıyoruz. Öğrenci burada iken babası, annesi, bir akrabası vefat ediyor. İmkânı yoksa uçak biletini alıp gönderiyoruz. Gidemiyorsa burada hatim duasını gerçekleştiriyoruz. Somali’de bir patlama oldu mesela hem bir öğrencimiz vefat etti hem de çok sayıda öğrencimizin akrabaları vefat etti. Vefat eden öğrencilerimiz ve yakınları için hatim programları düzenledik.

Misafir öğrencilerin sorunlarını nasıl aşıyorsunuz?

Sorunların mahiyetine göre muhataplarını buluyoruz. Örneğin öğrencinin resmî bir problemi varsa, Göç İdaresi ile görüşüyoruz. İşlemleri takip ediyoruz, çözüm arıyoruz. Burs ile gelmişse YTB ile görüşüyoruz. Kendi gelmişse üniversitesi ile görüşerek problemi çözmeye çalışıyoruz. Tabii hepsini çözemiyoruz ama bir çözme gayretimiz var. Bunu yanı sıra psikolojik anlamda da destek veriyoruz. Türkiye her yönüyle misafirine sahip çıkmaya çalışan bir ülke. Resmî makamlara, bürokrasiye, siyasetçilere ulaşarak sorunları çözmeye çalışıyoruz. Bazen sorunları çözemesek bile gayretimiz, onlara sıcakkanlı yaklaşımımız, dertleriyle dertlenmemiz gönüllerini fethedebiliyor.

Misafir öğrenciler arasında gayrimüslim öğrenciler de bulunuyor mu?

Türkiye’ye gelen öğrencilerin büyük çoğunluğu Müslüman, sadece yüzde 3-5 civarında gayrimüslim öğrenci bulunuyor. Bu öğrenciler arasında Hıristiyanlık, Budizm, Yahudilik hatta Şamanizm gibi farklı dinlere mensup öğrenciler bulunuyor. Şu ana kadar gayrimüslim öğrencilere ne Müslüman öğrencilerin ne de halkımızın ayrımcılık yaptığını görmedik. Türkiye bu anlamda hoşgörülü bir ülke. UDEF bünyesindeki derneklerde şu ana kadar 38 gayrimüslim öğrenci Müslüman oldu. Bu da bizi tabii ki bir Müslüman olarak sevindirdi. Bunun yanı sıra yüzlerce gayrimüslim öğrencimiz var ve bu öğrenciler de diğerleri gibi faaliyetlerimize katılıyorlar. Bizim için ülkemize gelmiş olmaları yeterlidir. Biz her zaman onlara güzel bir şekilde ev sahipliği yapmaya devam ederiz. Türkiye olarak herkese açığız, buyursunlar gelsinler.

UDEF olarak Türk milletinden beklentileriniz nelerdir?

UDEF olarak derdimiz şudur; milletimiz uluslararası öğrencilerin Türkiye’nin misafiri olduğunun farkına varması gerekir. Yabancı öğrenci tanımını ortadan kaldırmalıyız. Farkına varan vatandaş ve devlet kuruşları zaten uluslararası öğrencilere yardımcı oluyorlar. Biz bir sivil toplum kuruşu olduğumuz için yapılan bağışlarla bu çalışmaları yapıyoruz. Gönüllü olabilirler, öğrencilerimize burs verebilirler, bağış yapabilirler. Devletimizden de uluslararası öğrenciler konusunda biraz daha fazla ilgi bekliyoruz.

Çalışmalar sırasında yaşadığınız bir hatırayı anlatabilir misiniz?

2004 yılında SADER’de faaliyet yaparken bir gün bir öğrenci kardeşimizi getirdiler. Türkçe bilmiyor, İngilizce bilmiyor, Arnavutluk’tan gelmiş. Arnavutça biliyor. Öğrenci olarak farklı yerlerde kalmış. Kuran kurslarında, Fatih Camii’nde kalmış. İHH vakfını bulmuş ve İHH bizlere yönlendirmiş. Oturduk anlaşamıyorduk. Türkçe bilen bir Arnavut öğrencimiz bize tercümanlık yaptı. Burası Müslüman ülke, Allah’a güvendim geldim, dedi. Bir hafta misafir ettik. Babası namaz kılma demiş, kardeşimizde namaz kılacağım deyince babası evden atmış. Makedonya’da biraz çalışıp para kazanmış ve Türkiye’ye gelmiş. Ben Türkiye’de eğitim alacağım, İslam’ı öğreneceğim, Müslümanca yaşayacağım diyor. Ülkesini araştırdık, TÖMER’e kayıt yaptırdık. Ülkesine gönderip eğitim vizesi aldırdık ve 3 ay sonra geldi. Türkiye’deki masraflarını karşıladık ve bir yıl sonra Konya’da İngilizce Öğretmenliği bölümünü kazandı. Bu arada İslam’ı da öğrendi. Mezun olduktan sonra ülkesine döndü. Orada öğretmenlik yapıyor. Ailesi de artık namaz kılmaya başlamış. Kendisini evden atan babası, annesi, tüm kardeşleri, akrabalarına ve tüm soydaşlarına İslam’ı anlatıyor. Bu öğrenciyle hâlâ halen görüşüyoruz.

RÖPORTAJ: ALAADDİN ALADAĞ

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.