SANATIN BELLEKLE BULUŞTUĞU BİR YIL
1930
wp-singular,post-template-default,single,single-post,postid-1930,single-format-standard,wp-theme-bridge,bridge-core-1.0.5,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,transparent_content,qode-theme-ver-18.1,qode-theme-bridge,disabled_footer_bottom,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-6.0.2,vc_responsive

SANATIN BELLEKLE BULUŞTUĞU BİR YIL

Anadolu’nun kadim geçmişini çağdaş sanatın diliyle yeniden yorumlayan Siret Uyanık, İstanbul’dan Riga’ya uzanan ödüllü projelerini, Şakirpaşa Ailesi’nin sanat mirasını ve binlerce izleyiciyi ağırlayan 2025 yılındaki kültür-sanat yolculuğunu anlatıyor

Siret Uyanık kimdir? Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

İlk resim sergimi 2001 yılında açtım. Yurtiçinde ve yurtdışında birçok müzelerde ve galerilerde eserlerim sergilendi ve kataloglara girdi. Anadolu Üniversitesi mezunuyum. Hacettepe Üniversitesi’nin yayınladığı e-kitapta yazılarım yer aldı. 2012 yılında Amerika´da yayınlanan Internatıonal Contemporary Masters V (Uluslarası Çağdaş Sanatçılar) Kitabında Yer Aldım, Ayrıca Important Artısts In The World (Dünyadaki Önemli Sanatçılar) kitabının 2013 basımında da çalışmalarım yer almıştır. Proje yönetimi eğitimleri alarak Siret Art Project Danışmanlık şirketini kurarak yurtiçinde ve yurtdışında çok sayıda sanat projeleri gerçekleştirdim. Kültür Bakanlığı ve Türk Tarih Kurumu ile gerçekleştirdiğim 20’den fazla projelerimin çıkış noktaları Anadolu tarihinin ve uygarlıklarının çağdaş sanatla buluştuğu projelerdir.

2025 yılı sizin için nasıl bir üretim yılı oldu? Öne çıkan projeleri nasıl özetlersiniz?

2025 yılı, farklı disiplinlerin bir araya geldiği, araştırma ve üretim süreçlerinin iç içe geçtiği yoğun bir yıl oldu.  Geçtiğimiz yıl koordinasyonunda yer aldığım projeler, farklı şehirler, kurumlar ve disiplinler arasında gelişen yoğun bir sanat programına dönüştü. İstanbul’dan Ankara’ya, Konya’dan Riga’ya uzanan bu süreçte, Kültür Yolu Festivali kapsamında gerçekleşen sergilerden uluslararası müze iş birliklerine kadar geniş bir üretim ağı oluştu. Her bir proje, kendi bağlamı içinde tarih, hafıza ve kültürel süreklilik gibi ortak temalar etrafında şekillendi ve izleyiciyle güçlü bir karşılaşma alanı kurdu.

Kültür Yolu Festivali kapsamında İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde açılan “Şakir Paşa Ailesinin Beş Harikası” sergisi, Mustafa Ayaz Müzesi ve Ömer Faruk Şerifoğlu ile birlikte hazırladığımız projeydi. Festival süresince yoğun ziyaretçi akışıyla karşılanan sergi, yılın en çok konuşulan kültür-sanat projeleri arasında yer aldı ve Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından “Yılın Sergisi Ödülü”ne layık görüldü.Bir sergi kitabı yayımlandı.

Yine Ömer beyle Bedri Rahmi Eyüboğlu Müze Evi ziyaret programı, Eyüboğlu ailesi ve Kültür Bakanlığı destekleriyle gerçekleştirildi ve kurgusuyla sanatçının üretimine ve yaşamına yakından bakılmasına imkan sağlamasıyla büyük ilgi gördü.

Festival programı kapsamında Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde yer alan “Miras Gordion” sergisi, arkeoloji ve çağdaş anlatıyı bir araya getiren yaklaşımıyla dikkat çekti. Projenin Danışma Kurulu ‘nda Prof. Dr. Hasan Pekmezci  ,Prof. Dr. Aydın Ayan Prof. Dr. Alaybey Karoğlu yer aldı . Proje sergisine 33 sanatçı eserleriyle katkı sağladı ve oldukça ilgi gördü.

Yine Kültür yolu festivali kapsamında Konya’da bulunan Çatalhöyük üzerine geliştirilen “Belleğin İzi: Neolitik Kent Çatalhöyük” sergisi, özellikle akademik çevreler ve genç ziyaretçilerden yoğun ilgiyle karşılandu. Sergide 30 sanatçının farklı disiplinleriyle oluşturulmuş eserleri yer aldı .Konya Belediyesi de bu projeye sponsor oldu.

İstanbul’da Mustafa Ayaz Müzesi iş birliğiyle hayata geçirilen “İz ve Bellek” “Balkan Naci İslimyeli” sergileri, çağdaş sanat ve hafıza ilişkisini odağa alarak sezonun öne çıkan projeleri arasında yer aldı.Bu sergiyi de Mustafa Ayaz Müzesi,Gülfem Dedeoğlu,Ömer Faruk Şerifoğlu ile birlikte gerçekleştirdik,sayın Sezen İslimyeli’nin ,Prof.Nedret Öztokat’ın de katkıları büyüktü.

Uluslararası alanda ise Letonya Riga’daki Bourse Müzesi’nde açılan “İzler ve Kökler: Çağdaş Türk Sanatında Anadolu” sergisi, Riga Büyükelçiliği’nin katkılarıyla oluşturulan bir sergi projesiydi.

Prof.Aydın Ayan’ın da proje danışmanı olduğu süreç kapsamında yerel  ve uluslararası izleyiciden güçlü bir karşılık aldı ve Türk çağdaş sanatının görünürlüğüne önemli bir katkı sundu.Proje kapsamında üç dilde bir kitap yayınlandı.

Tüm bu projelerde 50.000 ‘ e yakın ziyaretçiye ulaşıldı

Şakir Paşa Ailesi odağındaki bu proje nasıl ortaya çıktı, Sergi kurgusu oluşturulurken hangi unsurlar belirleyici oldu?

Bazı aileler vardır ki, yalnızca bir dönemin değil, bir kültürün yönünü belirler. Şakirpaşa ailesi de böylesine istisnai bir aile. 19. yüzyılın sonlarında Adana’da kök salan bu aile, sadece yaşadıkları dönemin düşünsel ve sanatsal çalkantılarına tanıklık etmekle kalmamış, aynı zamanda Türkiye’de çağdaş sanatın temellerini atan bireyleri yetiştirmiştir. Şakirpaşa ailesinin bireyleri, bir ailenin sınırlarını aşarak bir kuşağın, hatta bir milletin kültürel belleğine damga vuran birer sanatçıya dönüşmüştür.

Sergi, Şakirpaşa ailesinin beş önde gelen sanatçısını,Fahrelnissa Zeid, Nejad Melih Devrim, Aliye Berger, Füreya Koral ve Cevat Şakir Kabaağaçlı’nı (Halikarnas Balıkçısı)—bir araya getirerek, Türkiye sanat tarihinin en sıra dışı sanatçı hanedanını merkezine aldı.

Her biri farklı bir disiplin üzerinden yol alan bu sanatçılar, yalnızca estetik değil, aynı zamanda düşünsel anlamda da birbirinden güçlü özgün anlatılar oluşturmuşlardır. Ortak mirasları, onları birbirine bağlayan bir aidiyet duygusu oluştururken ; bireysel dilleri, her birini evrensel sanat sahnesinde kendine özgü bir yere taşımıştır.

Proje, Şakir Paşa Ailesi’nin bu çok katmanlı yapısının yeniden ele alınması fikriyle ortaya çıktı. Süreç boyunca profesyonel bir ekip çalıştı. Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla oluşan sergiye en büyük desteği Şakirpaşa ailesinin değerli üyeleri verdi.Kendilerine teşekkür ederim.Bunun yanısıra eserlerini sergiye vererek katkı sunan değerli koleksiyonerlere,kurumlara,sergi ekibine,tasarımı yapan Ömer Durmaz’a ,Akm’ye,uyum içinde başaıyla çalıştığımız Mustafa Ayaz Müzesi direktörleri Nilay Ayaz ,Ayla Ayaz Aydın ve  sanat tarihçi ,küratör Ömer Faruk Şerifoğlu ‘na da bu vesileyle teşekkür ederim.

Sergi kurgusunda anlatının akışı ve izleyicinin mekân içindeki deneyimi belirleyici oldu. İçerik, kronolojik bir düzenle beraber tematik bir yapı içinde ele alındı. Böylece izleyicinin farklı katmanlar arasında bağlantı kurabilmesi hedeflendi.

İçerik üretiminde arşiv, metin ve görsel malzemeler nasıl bir araya getirildi?

Arşiv belgelerinin büyük bir bölümü aileden alındı. Koleksiyonerlerden ve Türk Tarih Kurumundan da katkı sağlandı.Her unsur, anlatının bir parçası olacak şekilde seçildi ve birlikte okunabilecek bir yapı içinde kurgulandı. Bu sayede içerik hem bilgi verici hem de görsel olarak güçlü bir bütünlük kazandı.

İzleyiciyle kurulan ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Beklediğiniz karşılığı buldu mu?

İzleyicinin projeyle kurduğu ilişki oldukça olumlu ve yoğun oldu. Farklı yaş ve ilgi gruplarından gelen geri dönüşler, projenin geniş bir etki alanı oluşturduğunu gösterdi. Bu da hedeflenen iletişimin büyük ölçüde karşılık bulduğunu ortaya koydu.20.000’e yakın sanatsever sergiyi izledi

Sergi süresince sizi en çok şaşırtan ya da sevindiren geri dönüş ne oldu?

İzleyicilerin yalnızca içerikle değil, serginin genel atmosferiyle de güçlü bir bağ kurması dikkat çekiciydi. Özellikle detaylara gösterilen ilgi ve serginin tekrar ziyaret edilmesi, projenin kalıcı bir etki bıraktığını gösterdi .Sosyal medyada çok sayıda post paylaşımı yapıldı ve yorumlar olumluydu.

Bu projede özellikle öne çıkan temalar nelerdi?

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında bu önemli ailenin kültürel mirasını yeniden hatırlamak, Türkiye’nin çağdaş sanatına yön veren bu öncü figürleri bir arada görmek, hem tarihsel bir sorumluluk hem de estetik bir keşif alanı sundu.

Fahrelnissa Zeid, ailesinin kültürel mirasını hem Doğu’nun zenginliğinden hem Batı’nın avangard akımlarından besleyerek, dev tuvallerinde soyutun ve anlatının iç içe geçtiği bir görsel evren kurdu.

Nejad Melih Devrim, annesi Fahrelnissa’nın izinden giderek, 1940’lı ve 50’li yıllarda Paris başta olmak üzere Avrupa’nın önemli sanat çevrelerinde yer aldı. Soyut dışavurumculuğu kendi içsel doğasıyla bütünleştirerek, özgür ve enerjik fırça darbeleriyle dönemin ruhunu tuvale taşıdı.

Aliye Berger, yaşadığı trajedileri ve sevinçleri kazıma tekniğiyle evrensel imgeler hâline dönüştürdüğü ,sanatında hem naif hem güçlü bir ton olan,çizgiyle hikâye anlatmanın şiirselliğini eserlerinde hissettiren üretimleriyle sergideydi.Yapı Kredi Bankasının yarışmasındaji birincilik alan ödüllü eseri de sergiye değer kattı.

Füreya Koral, Seramiği yalnızca dekoratif bir alan olarak değil, yaşamın bir parçası, bir duruş olarak tanımladığı etkileyici eserleriyle sergide yeraldı.

Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı) ise, edebiyat dünyasında Anadolu’nun mitolojik ve tarihsel zenginliğini su yüzüne çıkaran bir anlatıcı olarak yer aldı. Sergide Bodrum Deniz Müzesi’ndeki eserlerinden  de sunuldu.

2025 projeleriniz farklı platformlarda sunulacak mı, devam sergileri olacak mı?

Bu tür araştırma ve üretim odaklı projelerin devam etmesi planlanıyor. Farklı içerikler ve yeni iş birlikleriyle bu yaklaşımın sürdürülmesi hedefleniyor. Yurtiçinde ve yurtdışında devam sergileri için görüşmeler yapılıyor

Yeni projelerde izleyiciyi nasıl deneyimler bekliyor?

Önümüzdeki dönemde yeni projeler kurgulandı ve sürprizler de olacak . Başarılı ve ilgi gören geçmiş sergilerde yeni izleyicilerle buluşacak katkı sağlayan tüm kurumlara, sanatçılara ve hocalarımıza.ekip arkadaşlarımıza, size ve nezdinizde okuyuculara sonsuz teşekkürler

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.